43 yıllık mücadelesiyle,
Türkiye Emekliler Derneği, örnek bir
kuruluş
Prof. Dr. İSA KAYACAN

Kısa adı TÜED olan ve genel merkezi
Ankara’da bulunan Türkiye Emekliler Derneği, 43 yıllık mücadelesiyle göz
dolduran örnek kuruluşlarımızın başında geliyor.
Anıttepe Mahallesi Işık Sokak ll/l Tandoğan
–Ankara adresindeki Genel Merkez binasından içeriye adımınızı attığınızda,
düzenli ve tertemiz bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz.
Derneğin ilk günden bugüne gelen üst düzey
yöneticilerinin fotoğrafları sizinle selamlaşıyor ve size hoş geldiniz
diyorlar. Dikkat çeken bir başka özellik ve güzellik, Devletimizin kurucusu
yüce Atatürk’ün yaşlılar ve emeklilerle ilgili veciz ve anlamlı sözlerinden
biri, sol taraftaki pano üzerinden size sesleniyor ve düşündürücü
hatırlatmalarda bulunuyor. Bu pano üzerindeki, yüce Atatürk imzalı sözler şöyle
karşımıza çıkıyor:
“Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve
emeklilerine karşı tutumu, o milletlin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.
Mazide muktedirken bütün kuvveti ile çalışmış olanlara karşı minnet hissi
duymayan bir milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur”.
Türkiye Emekliler Derneği l970 yılında
Ankara’da kuruluyor.43 yıllık dönemde kararlı ve sağduyulu hak arama
mücadeleleriyle, başta işçi emeklileri, dul ve yetimler olmak üzere, bütün
emeklilerimizin ve kamuoyunun dikkatini çekerek, ülkemizin önemli ve örnek
kuruluşlarından biri olduğunu ortaya koyuyor.
2013 yılı itibariyle ülke genelinde yaklaşık
650 bin üyesi bulunan Türkiye Emekliler Derneğinin bu üyeleri çerçevesinde,
Türkiye’deki emekli, dul ve yetimlerin toplam sayısı l0 milyon 500 bin
civarında görülüyor. Ülke genelindeki 97 ayrı şubesiyle üyesi olsun olmasın
bütün emekli, dul ve yetimlere hizmet verme gayreti içinde bulunan Türkiye
Emekliler Derneği, l7 sivil toplum örgütünün katılımıyla gerçekleştirilen Emek
Platformunun saygın üyeleri arasında yer alıyor.
Türkiye Emekliler Derneği ayrıca, kısa adı
AGE-EUROPE olan Avrupa Birliği Yaşlılar Platformu’nun da gözlemci üyesi olarak
AB’de ülkemiz emeklilerini ve yaşlılarını temsil ediyor.
Üyeleriyle dul ve yetimlerinin sosyal,
kültürel ve ekonomik yönlerden kalkınmasını sağlamak için her türlü hak ve
menfaatlerinin korunması yönünde çaba harcayan Türkiye Emekliler Derneği, ilk
olarak; Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti, sonra Türkiye İşçi Emeklileri Derneği
ve 23 Ekim 2009 tarihinden itibaren de Türkiye Emekliler Derneği olarak
faaliyetlerini sürdürüyor.
Demokrasiye ve insan haklarına gönülden
bağlı olan, Erdek- Narlı da eğitim ve sosyal tesisleri bulunan, Ankara
Kızılay’da inşaatı devam eden 10 katlı misafirhane tesislerine yakında
kavuşacak olan Türkiye Emekliler Derneğinin bugünkü yönetim kurulu şu
isimlerden oluşuyor: Kazım Ergün (Başkan), Gazi Aykırı, Recep Orhan, Ömer
Kurnaz, Arif Duru.
Üç dörtlük, üç tekrar beyitten oluşan TÜED
Marşının ilk dörtlüğü ve bir tekrar iki mısraı şöyle:
Yoksulum, güçsüzüm, yalnızım sanma
İşte yandı meş’ale, yandı o ışık
Ulusuna, bayrağına, yurduna aşık
Emeklinin derneği, TÜED geliyor
Bilmeyen ne bilsin, bilen biliyor
Duysun uyuyanlar, TÜED geliyor.
Rabia Gölbaşı’ndan 19. Şiir Şöleni
Prof. Dr. İSA
KAYACAN
Rabia Gölbaşı,şair,yazar ve
araştırmacı.Ankara’dan sesleniyor..
Yazdıkları ve yayınladıklarıyla
takdir görüyor, alkışlanıyor.
O,kendine göre prensipleri olan, kendi
kuralları içindeki düşünce ve duygularıyla, ancak kuruluşların yapabileceği
hizmetleri tek başına başarıyla gerçekleştirebilen bir isim ve imza olarak
karşımıza çıkıyor.
Rabia Gölbaşı ismiyle bütünleşen şiir
şölenlerinin l9.su, 8 Haziran 20l3 tarihinde, Türkiye Emekliler Derneğinin
Ankara Tandoğan’daki genel merkez konferans salonunda gerçekleştirildi.
Rabia Gölbaşı’nın l9. Şiir Şölenine; Agah
Oktay Güner, Ramazan Mirzaoğlu, Resul
Akay, İsa Kayacan, İsmail Kara, Şanlı Aslangül, Bekir Yalçınkaya, İnsaf
Kılıç, Mahir Ünal, Cenab Erat, İbrahim Sayar, Kazım Kaya, Şeref Kıvırç, Mehmet
Tamer, Serkan Ata, Ergün Oral, Ali Bilgen, Şener Gönen, Ömer Faruk Beyceoğlu,
Şenol Bayram, Hatice Kersan, Yaşar Koçak katıldı.
Programı yöneten ve açılış konuşmasında,
düzenlediği şiir şölenleri hakkında bilgi veren, vefatla aramızdan ayrılan şair
ve yazarlarla ilgili bir isim sıralaması yapan Rabia Gölbaşı, yer yer kendi
şiirlerinden verdiği örneklerle programın renklenişini sağladı.
Ev sahibi olarak Türkiye Emekliler Derneği
Genel Başkanı Kazım Ergün, böyle bir programın kuruluşlarında
gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Agâh Oktay Güner yaptığı
konuşmada, Türk şiiri ve şairlerinden örnekler vererek, genel bir
değerlendirmede bulundu.
İsa Kayacan,
Rabia Gölbaşı’nın düzenlediği bu
şiir şölenleriyle, Türk sanat ve edebiyatına önemli hizmetlerde bulunduğunu,
kişi olarak tek başına gerçekleştirilen bu şölenlerin l9 rakamına ulaşmasının
ayrı bir anlam ifade ettiğini belirttikten sonra, dört bölümden meydana gelen
“l9 Mayıs Meş’alesi” adlı şiirini okudu. Bu şiirin bir bölümü:
O Mustafa Kemal’ki,
Karanlıklar içinden,
Aydınlığa,
Kurtuluş penceresinden,
Anadolu’ya,
Baktı ha, baktı.
İsmail Kara ise “Unuttunuz “başlıklı ve
beş ayrı bölümden oluşan şiirini seslendirdi. Bu şiirin bir bölümü şöyle:
Sessizce, sinsice,
Çöktünüz tepemize,
Ne istiyorsunuz bizden?
Battık mı, nerenize?
Yanlış bir yol tuttunuz!
Rabia Gölbaşı, katılımcılara ayrı ayrı
düzenlediği, teşekkür ve takdir belgelerinin verildiği 19.şiir şölenini
tamamlarken, duyduğu ve yaşadığı mutluluğu dostlarıyla paylaşarak,20.şiir
şöleninin hazırlıkları içinde olduğunu yansıtıyordu.
Tebriklerimi,
başarılarının devamı dileklerimi sunuyorum efendim.
Antalya’dan ‘Nevzuhur’ Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Dergilerimizin sayfalarındaki
gezintim sürüyor. Bu serinin devamı çerçevesinde masamda bulunan derginin adı:
Nevzuhur. Antalya’da aylık, edebiyat, kültür, sanat dergisi olarak
yayınlanıyor. 28 ve 29 ncu sayıları var
masamda Nevzuhur’un
Kimliğine
bakıyorum Nevzuhur’un: Sahibi: Mustafa Akbaba.
Genel Yayın Yönetmeni: Ali
Demirel.
Yayın kurulu var üç kişiden,
imzadan oluşan.
Adres: Atatürk Cad. 1306 sk. Akbaba
Apt. No:1-2 Antalya. Tlf: 0242 241 80 62-63.
Her
sayısında, okuyucuyla sohbet ediyo, böyle başlanılıyor.
Her sayıda imzaları bulunanların
sıralanışı: Mustafa Akbaba, M. Turgay Kürüm, Ali Demirel, Oğuz Çetinoğlu,
Mehmet Şadi Polat, Fatih Ünver, şeklinde karşımıza çıkıyor. Araştırma yazıları,
şiirler, Nevzuhur sayfalarında karşımıza çığkıyor, çıkarılıyor. 29 sayılı
Nevzuhur Dergisinin 11 nci sayfasında yeralan Fatih Ünver’in “Aldanıştır” adlı,
başlıklı şiirinden bazı bölümler alalım:
Aldanıştır!
Yorgun yokuşların kırçıllığı,
Ve yanılmıştır,
Kararsızdır gece.
Haykırıştır!
Kundağını çözerken,
Hayatın hırçın cümleleri..
Nevzuhur
sayfalarında yer alan yazı araştırmalardan, imzaları itibariyle aldığımız bazı
cümleler:
1.İstanbul Yeşilköy’den hareketle,
6 saat doğu istikametine yapılan bir uçuştan sonra, mahalli saatle 04.20 gibi
Delhi Havalimanındaydık (Mustafa Akbaba, Sayı: 29)
2.Sonunda olan oldu. Ermeni iken
din değiştirerek İslam’ı seçen sözde Müslüman dönme Firuz adındaki hain,
ihanetini yaptı ve bir gece yarısından sonra, Haçlı askerlerinin kaleye
girmelerini sağladı (Ali Demirel, Sayı: 29)
3.İstanbul’da 2 Şubat 1925
tarihinde, aylık kültür ve sağlık dergisi tanıtımıyla, 5 Mart 1920 tarihinde
kurulan Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından Hilal-i Ahdar adıyla ve aylık yayın
programıyla yayınlanmaya başladı. (Oğuz Çetinoğlu-Mehmet Şadi Polat, Sayı: 29)
4.Doğu’da Ural dağları ve Altay
Bozkırlarından başlayıp, Batıda Tuna nehri ve Karpat Dağlarına, Güneyde Hazar
Denizinin kuzeyi, Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzey kıyıları boyunca devam eden,
Kuzeyde Baltık Denizine kadar uzanan bölgenin önemi, hiç şüphe yoktur ki, ipek
Yolunun kuzey kısmını kontrol edebilmesinden kaynaklanmaktadır. (M.Turgay
Kürüm, Sayı: 28)
5.Haçlı ordularıyla Eskişehir
yakınlarında karşılaşan ve savaşan Kılıçaslan düşmanın güçlü barbar ve çılgın
savaşçılardan oluştuğunu ve sayılarının çok daha fazla olduğunu görmüştü (Ali
Demirel Sayı: 28)
Konya Haber Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Konya
Gazeteciler Cemiyetinin 62 yıllık tarihi serüveninin anlatıldığı, 90 sayfalık,
pırıl pırıl baskılı özel sayı.
Rize
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Zümrüt Rize Gazetesi sahibi, değerli dostum
Faik Bakoğlu’nun gönderdiği bu dergi, Konya Basını için önemli bilgi ve
belgelerin getiricisi olması bakımından önem taşıyor.
Konya
Gazeteciler Cemiyeti adına sahibi: Adem Alemdar, Sorumlu Müdür: Hüseyin Toptaş.
Görsel yönetmen: Mustafa Erdoğdu, İdare Merkezi: Konya Gazeteciler Cemiyeti,
Küçük İhsaniye Mhl. Demiryolu Cad. No.2-2 Selçuklu-Konya Tlf: 0332-320 3101-02
Editör’ün
giriş cümlesi: İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Trabzon’da daha evvel devlet
marifetiyle kurulan Basın Birlikleri, 1946 yılında çıkarılan bir kanunla
kapatılınca altyapısı hazır olan bu iller aynı yıl sivil Gazeteciler
Cemiyetlerini kurmuşlardır.
Sayfalarda
yeralan, yazı, araştırma-makalelerin içinden seçtiğimiz bazı cümlelerle devam
edelim:
1.Konyalı gazetecilerin bir
dernek çatısı altında toplanmaları da bu çalışmalardan dört yıl sonra 1950
yılında gerçekleştirilebilmiştir. II. Meşrutiyetle birlikte çok sayıda
gazetenin yayın hayatına başladığı Konya’da gazetecilerin örgütlenmesinin bu
kadar gecikmesinin en önemli sebebi, gazete çalışanlarının çoğunluğunu devlet
memurlarının oluşturmasıdır (Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin tarihi serüveni,
Sayfa:6)
2.Konya Gazeteciler Cemiyeti 62
sene evvel 01 Ağustos 1950 tarihinde Avukat Suat Abanazır, Öğretmen Namık Ayas,
Öğretmen Sabit Günbay, Yüksek Kimya Mühendisi Feyzi Halıcı, Tarihçi Mehmet
Önder, Avukat Fakih Özfakih ve Gazeteci Ahmet Yavuz tarafından kurulmuştur.
Bugün kurucu heyetten sadece Feyzi Halıcı hayatta, Allah uzun ömür versin (Adem
Alemdar)
3.Konya’da yayınlanan Babalık ve
Öğüt Gazetelerinin yayınları İstanbul’da bulunan İngiliz İşgal kuvvetlerini
tedirgin etmiş, kapatılmasını istemişlerdir. Öğüt gazetesi yapılacak ani
baskını öğrenen gazete çalışanları, gazeteyi bir gecede Söylemez Tekkesine
taşımışlardır (İhsan Kayseri)
4.Konya Gazeteciler Cemiyetinin
1950 yılından bu yana Başkanları: Namık Ayas, Mehdi Halıcı, Ziya Tanrıkulu,
Adil Gücüyener, Selahattin Alpay (V), İbrahim Sur (V), Rıdvan Bülbül, Hanefi
Aytekin, Uğur Özteke, Sefa Özdemir, Adem Alemdar.
5.Konya’da yayınlanan
gazeteler: Yeni Konya, Yeni Meram,
Merhaba, Konya Postası, Konya Manşet, Hâkimiyet, Yenigün, Konya’nın sesi, Haber,
Egemen, Haberdar Anadolu’da Telgraf,
6.104 yıl önce ülkemizde
gazeteler ilk kez, 25 Temmuz 1908’de sansürsüz yayınlandı. Gazetelerde dört
satırlık resmi bildiriyle Meşrutiyetin yeniden ilan edildiği 1876 Anayasasına
göre seçimlerin yapılacağı duyuruldu (A. Rıdvan Bülbül)
7.Şehir Postası Gazetesi 6 Şubat
1962 günü Konya’nın en genç gazeteci kadrosunun elinde doğdu. Bu kadronun
yaşları yirmi ile yirmibeş arasındaydı. Şehir Postası, Cumhuriyet için ve Konya
için tek yamuk satırın olmadığı gazete (Seyit Küçükbezirci)
‘Büyük Zafer’ ve ‘Kilis Postası’
Gazeteleri
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Gazetelerin
sayfalarındaki gezintim sürüyor. Bugün masamda, gündemimde iki gazete var.
Bunlar sırasıyla:
BÜYÜK ZAFER GAZETESİ
12 normal
sayfayla Gelibolu’da yayınlanıyor. Kimliğine bakıyoruz: Sahibi: Recep Yüzüak.
Genel Yayın Yönetmeni: Bülent Konukbay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Aydan
Yüzüak, Sayfa editörü: Murat Yüzüak, Haber merkezinde, Yeliz Yıldız, Ali Gezer,
H. Hayrettin Ünal görev yapıyorlar. Tlf: 0286–5668898
Recep
Yüzüak makaleleriyle dikkat çekiyor. Büyük Zafer’in 9562. sayısı masamda.
-Sanayiyi su basar dedik. “Bu
köprülerin civarındaki dere ve kanal yolları tıkandı, ben 40 yıldır Alaeddin Üç
köprülerde selle büyüdüm. Dereler son 20 yıldır adam oldu, ağızlarını
tıkadınız” dedik, dinlemediler, gülüp geçtiler (Recep Yüzüak)
Şimdi Büyük Zafer’in elimizde,
masamızda bulunan sayısından bazı haber başlıkları aktaralım:
-Türkiye’nin en büyük keçi
çiftliği Evreşe’de faaliyete geçti/Lâpseki’de 2/B bilgilendirme toplantısı/İş
dünyası ikinci üniversiteyi konuşuyor/Eğitim dönemi masaya yatırıldı,
-Kırsal kalkınma desteklemeleri
açıklandı/Yurtların reklâm kirliliğine tepki/Çanda özelleştirme
protestosu/Hepatit B7ye dikkat/ Çomü Sağlık Meslek Okulu Öğrencileri dertli/Sarmaşıklı
bölgesinde ikinci etap üst yapı çalışmaları vd.
KİLİS POSTASI GAZETESİ
24 normal
sayfayla İstanbul’da üç ayda bir yayınlanıyor. Kimliğine bakıyoruz: Sahibi ve
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Yazı İşleri Müdürü:
Abdülkadir Uğur Kepekçi. Elimde, masamda 8. sayısı bulunan “Kilis Postası”
Gazetesinde, makale yazarlarının sayısı bir hayli fazla maşallah. Bu isimler
şöyle sıralanmakta: Uğur Kepekçi, Nejat Taşkın, Alaaddin Özkar, Dr. Ahmet Hamdi
Kepekçi, Yusuf Yakut, Uğur Elhan, Dr. Ali Bestami Kepekçi, Mehmet İnekçioğlu,
Behiye İnekçioğlu, Prof. Dr. Haydar Baş.
Makale
yazarlarının ikisinden, bazı cümleler alalım efendim:
1.Asla yoksulu unutmayınız, bu
ayda ona daha çok yardım elinizi uzatarak, nispeten onu rahatlatınız (Nejat
Taşkın)
2.Ülkemizde bu tip siyasilerin
arkası kesilmeyecektir. Burada önemli olan halkımızın bu gidişatı ibret
nazarıyla izlemesidir (Op. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi)
Kili Postası’ndan haber başlık örnekleri:
-Çocuklar uçurtmalarını göklere
çıkardı/Kilis’ten tayin olan Savcı ve Hâkimler veda yemeğinde buluştu/Kuru
Kastel yenilendi/Elbeyli Kaymakamı Meral Uçar, ilçeye bağlı köyleri ziyaret
ederek, vatandaşların dertlerini dinledi.
-Kilis’te “Kurutmalık” telası
erken başladı/Bunu Avar: “Bölgenin kilit ülkesi Türkiye”/İlaçlama çalışmaları
yetersiz mi kalıyor? Vd.
Güzide
Taranoğlu şiirlerinin içinden
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Güzide
Gülpınar Taranoğlu şiirlerinin içinden seçtiklerimiz var. Bu konudaki
yayınlarımızı yıllardır sürdürüyoruz. Bugün gündemimizde, sütunumuzda iki
Güzide Gülpınar Taranoğlu şiiri var efendim:
HAYATIN TADINI
Sonbahar yoruyor, ilkgüz
üzüyor
Ruhumda acının eli geziyor
Ömür sıkıntıyı yıla diziyor
Hayatın tadını bulamıyorum
Huzura hasretim gün gün
çoğaldı
Mutluluk duygumu kaderim çaldı
Şaşırdım bu durum neydi, ne
haldı
Hayatın tadını bulamıyorum..
Yutamam rahatça tatlı aşımı
Çekmiyor şu gövdem dertli
başımı
Devredip baharı, yazı, kışımı
Hayatın tadını bulamaz oldum.
Yalnızlık canıma tak etti
artık
Tekliği çekemez hiçbir
yaratık
Aşk ister ömrünce bilinç ve
mantık
Hayatın tadını bulamaz
oldum..
Sevgili elini tutamadıkça
Neşeyi, neşeye katamadıkça
İçimden matemi atamadıkça
Hayatın tadını bulamaz
oldum..
GÖRMESİNİ BİLİRSEN
Yalnız denizde değil dalga
göllerde de var
Gökkuşağında değil, renkler
güllerde de var
Dünyanın her yerinde, hayat,
çöllerde de var
Görmesini bilirsen-görmesini
bilirsin
Uçmak için knadı yeterli olur
kuşun
Karın mevsimi belli yalnızca
yağar kışın
Yatağı dağdan gelir deredeki
akışın
Görmesini bilirsen-görmesini
bilirsen.
Sonbaharda yaprağı rüzgar
önüne katar
Ağaçlar çıplak kalır ta ki
bahara kadar
Gelen yıllar içinde her
mevsimin tadı var
Görmesini bilirsen görmesini
bilirsen
Gökte aynı onbeşi süzerken
yere ışık
Kabil mi hoşlanmasın onu
gören her aşık
Güzelliklerle dolar duygu
karma karışık
Görmesini bilirsen-görmesini
bilirsen
Yaşamanın tadını yaşamakta
bulmalı
Yirmidört saat günde
heryaşdan zevk almalı
Kimseyle bir gitmiyor
ardından dünya mala
Görmesini bilirsen-görmesini
bilirsen
Kayseri’den ‘Türk Ocağı’ Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Ülke genelinde bulunan, Türk
Ocağı şubelerinin bazılarında, önemli hareketler, etkinlikler dikkat çekiyor.
Kayseri ilimiz merkezindeki Türk
Ocağı Şubesi de bu önemli hareketliliklerin gözlenenlerin başında geliyor.
Dergilerimizin yayın görünümleri
ve sayfalarındaki gezintilerim çerçevesinde, Bugün Kayseri Türk Ocağı Şubesi
Dergisinin sayfalarında bir gezinti yapacağım: Derginin 120 nci sayısı masamda.
Önce kimliğine bakıyorum:
Sahibi: Prof.Dr. Abdülkadir
Yuvalı, Yazı İşleri Müdürü: Satılmış Başaran. Dört kişilik yayın kurulu var. Bu
isimler: Mustafa Argunşah, Satılmış Başaran, Bayram Durbilmez, Şamil Yeşilyurt.
Yazışma adresi: Esenyurt Mhl. Türk Ocağı Cad. No: 5 Melikgazi-Kayseri.
Derginin elimdeki, masamdaki
sayısında imzaları bulunanlar: Prof.Dr. Cihan Dura, Yrd. Doç.Dr. A. Vehbi Ecer,
Mustafa Tezel, Eriman Topbaş, Prof. Dr. İsmail Görkem, Ali Aygün, Doç.Dr.
Bayram Durbilmez, Ozantürk, Efendi Barutçu.
Günün, Oğünlerin önemli olayları
hakkında, bir başyazı mahiyetinde değerlendirme görülüyor ilk sayfada.
Elimizdeki sayısında da öyle olmuş.
Prof. Dr. Cihan Dura’nın
yazısının girişinden: Atatürk Gençliğe Hitabı’nda bizi iki amansız düşmana
karşı uyarır: Dış ve iç bedhahlar. Dış bedhahla (düşmanlar) çirkin Batıdır.
Derin merkezdir. İç bedhahlar (düşmanlar) ise, çıkarları uğruna dış bedhahlarla
bir olup kendi milleti aleyhine çalışanlardır..
Ozantürk, Bayram Durbilmez
hocadan 11 ayrı beşlikten meydana gelen “Yeter be!” adlı başlıklı şiirden, ilk
bölüm:
Bitsin bu gözyaşı, bitsin bu
terör!
Son verilsin artık akan kanlara,
Siz vampir cellatlar, vicdanları
kör,
Nasıl kıyarsınız, nasıl canlara!
Yakışır mı ölüm, genç fidanlara!
Evet, yeter, yeter be artık,
Dinsin, bitsin bu gözyaşı
üzüntüler..
Eriman Topbaş’ın 9 ncu sayfada
başlayan, “Fransa, siyaset odaklı tarih öğretimine mi yöneliyor?” başlıklı
yazısının girişinden:
Eğitim kavramı, değişik
yaklaşımlara göre, farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Bu farklılık belli bir
süreç sonucunda bireyde görülmek istenen özelliklerin farklılığından
kaynaklanmaktadır. Her yaklaşım, bireyde kendi anlayışı çerçevesinde özellikler
görmeyi arzulamaktadır.
Hasan Şahmaranoğlu’ndan: Almıla
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Kilis ilimiz merkezinden
seslenen, Kilis Kent Gazetesindeki yazılarıyla tanıdığımız Hasan
Şahmaranoğlu’nun şiir kitabının adı: Almıla.
Şiirler var, ikinci bölümde, son
bölümde, Korku Duası, adlı iki perdelik manzum piyes yeralayor.
Hasan Şahmaranoğlu, imzalı bir
önsöz ilk sayfalardan birinde dikkat çekiyor. Girişinde; “Şiir; duygu, heyecan
ve ilham işidir. Bundan kültür ve kabiliyet önemli rol oynar” deniyor. Kilis’te
Canbolat Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı cami olan, “Canbolat Camii’nde
sabah” adlı, başlıklı şiirle başlanıyor. Bu şiirden dört mısra:
Güneş, karanlıkları sererken
hınçla yere,
Bir kutsi vazifedir düşen
minarelere,
Işık saçan sesler ki, ışıklarla
yarışır,
Bu ilahi sedalar, sonsuzluğa
karışır.
Hasan Şahmaranoğlu,
duygularındaki yumuşaklık, bu çerçeveden hareketle ortaya konulanların
açıklığı, netliği, anlaşılırlığı, yeni bir anlatım biçimi ortaya koyuyor.
Elbette ilk değil ama, Hasan Şahmaranoğlu’na özgü bir genel anlatım görüntüsü
olarak kabul etmek yanlış olmaz.. Yani doğru bir değerlendirme, ifade ediş
biçimidir. Kitabın adı olan “Almıla” şiiri 6 ncı sayfada karşımıza çıkıyor.
Altı dörtlükten meydana geliyor. Hece vezniyle kaleme alınan Hasan Şahmaranoğlu
şiirlerinden biri. Bu şiirin ilk dörtlüğü:
Deyişler yayılır obaya doğru,
Ozan kopuzuna vurduğu zaman,
İçime yerleşen bir ince ağrı,
Almıla önümde durduğu zaman.
Hasan Şarmaranoğlu kitabını:
“Değerli insan, sabır abidesi Sayın İsa Kayacan beye, 22 Eylül 2012- Kilis”
notuyla imzalamış. Bir de mektup yazmış.
Mektup şöyle:
Muhterem İsa Bey, Size uzun
ömürler dileyerek, selamlarımı gönderiyorum. Aziz İsa Bey; Ben Kilisli bir
yazar olarak, Kent gazetesindeki sütununuzu devamlı takip etmekteyim. Türk
şairleri üzerindeki büyük çabanızı takdirle karşılıyorum. Sabrınıza, büyük
müsamahanıza, tahammülünüze hayranım.
Tanıttığınız
şairlerin yüzde doksanı ne halde olacak sen bilirsin. Sana kütüphaneni süslesin
diye şiir kitabımı gönderiyorum. Sevgiler, saygılar. (Hasan Şahmaranoğlu,
Kilis, 22 Eylül 2012)
Hasan Şahmaranoğlu: 1935 yılında
Kilis’te doğdu. İlköğrenimini Kilis’te tamamladı. Özel olarak Türk tarihi Türk
edebiyatı okudu. Kilis’teki yerel gazetelerde, şiir ve makaleleri yayınlandı.
Toprak, Ötüken, Töre ve Yeni Orkun dergilerinde şiirleri yayınlandı. Araştırma
ağırlıklı makaleleriyle dikkat çeken, emekli olan Hasan Şahmaranoğlu Kilis
ilimiz merkezinde yaşıyor.
Ahmet Ali
Bilgen’den:
Sagalassos Masalları
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Eğitimci, araştırmacı, yazar
Ahmet Ali Bilgen imzalı 200 sayfalık, ‘Sagalassos Masalları’ adlı kitap, Burdur
ilimize bağlı Ağlasun Belediyesinin kültür hizmeti olarak Günyüzü gördü.
Kitabın
sırtında ve iç kapağında Ahmet Ali Bilgen imzası yer almış. Ama ön dış kapakta
yer almayışı bir eksiklik olarak görülüyor. Gözden kaçması doğru olmamış.
Sunuş Ağlasun Belediye Başkanı
Aydın Kaplan’a Önsöz Ahmet Ali Bilgen’e ait. Buralardan bazı cümleler:
1-Sizlere Sagalassos Masalları
adıyla sunduğumuz bu masal, öykü ve söylenceler yöremiz dışında bilinmeyen,
anlatılmayan öykülerle, masallardan oluşan bir seçkidir diyebiliriz(Aydın
Kaplan)
2-Burdur ve çevresinde
bilinenlerden, derlenenlerden çok daha değişik, çok daha ilginç öyküler,
masallar, öteki halkbilim ürünlerinin bulunduğu bilinmektedir (Ahmet Ali
Bilgen).
Ünlü ozan Hasan Hüseyin’in
“Ağlasun Dedikleri” adlı şiiri yer alıyor iki sayfada. Girişi şöyle bu şiirin:
Ağlasun dedikleri bir koca çınar,
Dallarına bulut konar, kuş konar,
yıldızlar konar,
Bizim köy dokuz evlik,
Sekizinin kapısı var sekizinin
duvarı.
Sekizinin ne kapısı ne de duvarı.
Azime Korkmazgil hocanımın, “Anı
okyanusundan bir demet türkü” başlıklı yazısı dikkat çekiyor sonraki
sayfalarda.
Masallar iki ayrı bölümde
veriliyor. Birincisi: Umutlu masallar 2. Aykırı masallar, başlıklarıyla
karşımıza çıkıyor.
Masalların altına, kaynak kişiler
ve bunların altına da, yerel sözcükler açıklaması getirilmiş.
Ahmet Ali Bilgen hocamızı bu
araştırmasından, Ağlasun Belediyesini de bu yayınından dolayı kutluyor,
tebriklerimi sunuyorum efendim.
Şiir
duygularıyla
Güzide Gülpınar Taranoğlu
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Seçtiklerimiz. Güzide Gülpınar
Taranoğlu şiirlerinden seçtiklerimiz, sunumuza aktardıklarımız. Bunlardan iki
şiir efendim:
SEVGİYLE VAROLDU CİHAN
Ben
sevgisiz yaşayamam
Bomboş
gövde taşıyamam
Nefes
alıp ışıyamam
Sevgi
hayatın temeli
Yüce
Rabbın kutsal eli
Sevgisiz
can boş bir çuval
O
boş cana hayat hamal
Sevgiyle
hayatın temeli
Yüce
rabbın kutsal eli
Çeşitleri
var sevginin
Sevgi
silgisidir kinin
Emri
bile var her dinin
Sevgi
hayatın temeli
Yüce
Rabbın kutsal eli
Sevgi
kalpte mayalanır
İnsan
olan onu tanır
Sevgi
bilmeyen aldanır
Sevgi
hayatın temeli
Yüce
Rabbın kutsal eli
Sevgiyle
var oldu cihan
Sevgiden
doğmakta her can
Düstur
etmelidir insan
Sevgi
hayatın temeli
Yüce
Rabbın kutsal eli
AYRILIK
Hayret
aşıkların mahzundur yüzü
Görünce
tanınır, gönül öksüzü
Yol
şaşar aşamaz ovayı, düzü
Ayrılık
araya ne zaman girse
Hasret
baharları yazı kış eder
En
müşfik kalpleri sanki taş eder
Yaşamak
tadını hep bomboş eder
Ayrılık
araya ne zaman girse..
Gözyaşı
sel olur hasret çekende
Acılar
debreşir akşam çökende
Aşıktır
üzülen; boyun büken de
Ayrılık
araya ne zaman girse..
Gurbet
dolu gözleri yollara bakar
Sevgide
hem tatvar, hemde acı var
Ayrılık
araya ne zaman girse
Üç Şairden
birer şiir
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Üç ayrı şairin birer şiiri var
sütunumuzda. Bu şairler, rahmetli Halil Soyuer, İzmir’den Abdullah Neyzar
Karahan, Fethiye’den Cahit Yargıcı… Şiirlerin sıralanışı:
BİR TANEM (Halil Soyuer)
Hep gönül gözümle bakmışım sana
Bundan şaşmam hiç olmadı bir
tanem..
İki sözün biri sensin, biri ben
Bu söz daha üç olmadı bir tanem..
Sensiz dünya nokta kadar gözümde
Göz izlerin yuva kurdu yüzümde
Senden gelen kuvvet var ki özümde
Çile çekmek güç olmadı bir
tanem..
Şaşırmışım hem günleri, hem vakti
Akşam olur çıkar gelir dem vakti
Dem vaktiyle sen de gelsen tam
vakti
Zaman daha geç olmadı bir tanem..
ÇİZGİ (A. Neyzar Karahan)
Bir şiiri kurşuna dizdim
Toyluğumun yüreğinde..
Gittikçe büyüyor imgeler
Bir darbeyi bekler gibi
Savaşa hazırdır sözcükler..
Sorguladım sessizliği,
Gecenin arenasında..
Bir şiiri kurşuna dizdim
Çizgiler ötesi bahçemde,
Çiçeğe vurdu imgesi
ÜŞÜMEK (Cahit Yargıcı)
Yaprakları ala sarı
Örtüsü düşüyor ağaçların
Celladı olmuş yaprakların rüzgar
Savuruyor acımasızca
Yüreğimi yakıyor çığlıkları..
Bedenim kaskatı,
Sanki binlerce yaşam gidiyor
Yağmurun doyurması,
Güneşin vurması neye yarar..
Dönülmez bir kararda
Bahar giyinmiş ağaçlar,
Aldırış yok çığlıklara
Ölümü düşünüyor,
Üşüyorum…
Kurşun Kalem
Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Dergiler serimizde yeralan,
İzmir’de iki ayda bir yayınlanan edebiyat dergisi Kurşun Kalem’in 20 nci sayısı
masamda. 64 sayfalık zengin içerikli görünümüyle, sanatseverlerin karşısına
çıkan, çıkarılan Kurşun Kalem’in kimliğine bakıyorum öncelikle:
Sahibi, Yazı İşleri Müdürü ve
Genel Yayın Yönetmeni: Emine Ömer.
Yayın Danışmanı Gültekin Emre,
Görsel Yayın Danışmanı: Prof. Dr.
Bedri Karayağmurlar,
İletişim adresi: P.K. 25
Karşıyaka- İzmir. Tlf: 0232 367 19 20
M.Ö.(Mine Ömer) imzalı bir sunuş
var ilk sayfada. Buranın bir yerinde: “İçtenliğin ortadan kalktığı yerde
yabancılaşma başlar. Duyarlı olmak başkasına yapılan yanlışı görmemezlikten
gelmemek, yaşamın devamlılığı için önemlidir” deniliyor ve doğru söyleniyor.
Masamdaki 20 nci sayının gündemi:
Telif, olarak seçilmiş.
Dergi içinde, sayfalarında
imzaları görünenlerden bazılarının sıralanışı şöyle: Gültekin Emre; Bülent
Güldal, esen Aslandoğan, Ahmet Günbaş, Aydan Yalçın, Mustafa Sütlaş, Mine Ömer,
Av. Ünsal Piroğlu, Arife Kalender, Mehmet Yaşın, Ünsal Çankaya, Ülkü Başsoy,
Turgut Baygın, Serdar Çakıcıoğlu, Betül Tarıman vd. Kurşun Kalem Dergisinin
arka kapağında yeralan Betül Tarıman imzalı ‘Düğme’ başlıklı şiirden:
Aydanan çıkarttığım yüz,
Bir frezyanın solmuş hali.
Düğmeden başlayan hayal,
Bakışın değdiği ayna tehlikeli.
Sonra, Kurşun Kalem Dergisinin
20. sayfasında başlayan “Hırs, duyarlılığın önüne geçer mi? Başlıklı Mine Ömer
imzalı yazının satırları arasına dönelim:
Buradan aldıklarımız:
2005’te bir sonbahar akşamı
internetten, Kıbrıs Gazetelerinden haberler okuyordum. O gece dikkatimi çeken
haber hayli ilginçti. Bir anma töreninde yıllar önce yazdığım şiirimin başlığı
ile aynı adı taşıyan şiirin, törende bulunanlara duygulu anlar yaşattığı
yazıyordu. Şiiri okuyan kişinin de adı o günkü tüm Kıbrıs gazetelerinde
yeralıyordu.
Anlatım böyle başlıyor. Sürüp
gidiyordu efendim.
Mehmet Nurlu’nun
‘Kâbe’ şiiri
Prof. Dr. İSA KAYACAN
İnsanlar,
Kalem sahipleri, gittikleri yerlerden, incelemelerde bulundukları yerlerden,
duygu zenginlikleriyle dönerler. Şair ve yazarlarımızın, ressamlarımızın,
kısacası düşünürlerimizin tespitleri bir başkadır.
Mehmet Nurlu, Burdur ilimize
bağlı, Gölhisar ilçemizin Müftüsü.
Dünyası geniş duyguları berrak...
Gölhisar ilçemiz merkezinde
haftalık yayınlanan ‘Pınar’ Gazetesinin 643. sayısında 11 ayrı dörtlükten
meydana gelen ‘Kâbe’ adlı, başlıklı bir şiiri vardı Mehmet Nurlu hocanın.
Anlatım uzunca, mısralar uzunca
bir görünüm arz ediyordu bu şiirde. “Her yıl, bastın çileli aşklarını sinene,
şefkatli bağrına/ Kulak verdin milyonlarca gönül verenin ahu zarına/Daima
yalvardın, yakardın, solmasın çiçeklerin diye Yar’ına/Kabem, ışığım varoluş
bilincim, gülümse artık yarına” mısralarıyla tamamlanan ilk dörtlüktü
aldığımız.
Mehmet Nurlu hocanın, Kabe
bütünlüğü güzelliği ve anlam zenginliği netliğini yerinde yaptığı tespitlerle,
mısralara dökülen duygular, bir erişilmezliğin doğru görüntüleridir.
Elimizdeki, masamızdaki ‘Kabe’ adlı, başlıklı şiirden bir dörtlük daha
nakledelim:
Yeryüzüne hediye edilen
mücevherim, siyah incim,
Gönlümün ilkbaharı, ruh dünyamda
mana sevincim,
Gökler ötesi yolculukta
asansörüm, manevi vincim,
Yönüm; namazda dıştan, hacda
içten kuşatıcım, Kabem..
Şiirde, görkemli duruşlardan,
biri olan Allah’ın bilgisini gönüllere duyurmak hedefinden, uzun uzadıya
bahsedilen… Sonra, içinde taşımak arzusunda olunan duyguların bütünlüğüyle
devam ediliyor.
Sırtındaki
olanca yükle, insanlar kervanının sonundan seslendiğini de belirttikten, nazlı
bakışlar karşısında, kendi kendine “bu ayrılığa nasıl dayandım” diye soruşundan
sözediyor Mehmet Nurlu hoca. Bir dörtlük daha alalım ‘Kabe’ adlı şiirden:
Bilirim tüm güzellikler, büyük
Cömert’ten armağan sana,
Özlemle baktım sana, aşkla
yudumladım zemzemi kana kana,
Yüreğimde alevler yangını
yaklaşıyorum sana yana yana
Vuslat habercisi, kıyamet
şefaatçisi, can dostum Kabem.
Bu tür, mana zenginliği, ruh
zenginliği içinde kaleme alınan şiirlere ihtiyacımız var. Kalemin güçlü,
sağlığın yerinde ve süreklilik içinde olsun hocam..
Kayseri’den
‘Erciyes’ Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Dergilerle ilgili başlattığımız
yazı serisi çerçevesinde, gündemimizde yeralan dergi: Kayseri ilimiz merkezinde
aylık yayınlanan fikir ve sanat dergisi Erciyes efendim.
Erciyes Dergisinin, 415, 16, 17
ve 418. sayıları masamızda. Erciyes’in her sayısında kapakta sanat ve edebiyat
dünyamızdan bir isim ve imzanın fotoğrafı ve onunla ilgili tarih bilgileri
veriliyor.
Masamızdaki 4 sayıda; Abdurrahim
Karakoç, İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Prof. Dr. Ali Berat Alptekin, Nail Tan
fotoğraf ve bilgileri yeralıyordu.
Erciyes’in kimliğine bakalım:
Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü:
Nevzat Türkten,
Genel Yayın Müdürü: Alim Gerçel,
Yazışma: P.K. 218 Kayseri. Tlf: 0352 231 73 03
Dokuz isim ve imzadan oluşan,
Hakem Heyeti var. Elimizdeki dört ayrı sayıda imzaları bulunanlardan
bazılarının sıralanışı: Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, Dr. Yaşar Kalafat, Prof.Dr.
Saim Sakaoğlu, Mustafa Aslan, Halil Atılgan, Muhsin İlyas Subaşı, Nail Tan,
Halil Gürkan, Abdülkadir Güler, Abdullah Çağrı Elgün, Nevzat Türkten, Doç.Dr.
Tamila Abbashanlı, M. Halistin Kukul, Oğuz Çetinoğlu, Muhsin Bozkurt, Dr. Doğan
Kaya, Ömer Aydoğan, Esma Şan, R. Mithan Yılmaz, Nurullah Aydın, Engin Namlı,
Dr. Besim Özcan, Ülkü Önal vd.
Genel araştırma ağırlıklı
yazıların dikkat çektiği Erciyes sayfalarında, yer yer şiirlerde karşılaşıldığı
oluyor. 417 nci sayıda, ilk sayfa yeralan Halil Gürkan imzalı beş ayrı
dörtlükten meydana gelen “Gül alev alev” adlı, başlıklı şiirden:
Seheri içerken susamış dağlar,
Yaprak alev alev, gül pare pare,
Rüzgâr bulutları sermaye bağlar,
Toprak alev, alev, çöl pare pare…
Erciyes Dergisinin sahibi ve yazı
işleri müdürü, A. Nevzat Türkten için “Nevzat Türkten Armağanı” adlı kitap
hazırlığı içinde bulunulduğunu bana gelen yazıdan öğrendim.
NEVZAT TÜRKTEN
İnsanlar, hangi meslek sahibi
olurlarsa olsunlar, sanat ve edebiyata karşı, şu veya bu biçimde, az ve çok
ilgi duyarlar. Bunun açık örneği olarak Kayseri ilimiz merkezinde aylık
yayınlanan Kültür ve Sanat Dergisi Erciyes’in sahip ve Yazı İşleri Müdürlüğünü
Murathan Basın Yayın Ltd. Şti. adına yürütmekte olan Avukat Nevzat Türkten
karşımıza çıkmaktadır.
Aylık 400 küsur sayılara ulaşan,
ulaştırılan bir Derginin varlığını sürdürmek, kolay değildir. Sabır ister,
fedakarlık ister. En önemlisi ekonomik boyutu sıkıntı ve zorluklarla doludur.
Av. Nevzat Türkten ve
arkadaşları, bu zorlukların aşılmasında, fikir ve gönül birliği yapmışlar,
sanat ve edebiyatımıza anlamlı ve kalıcı hizmetlerini sergilemenin azim ve
başarısını ortaya koymuşlardır. Kutluyor, tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı
sunuyorum efendim.
Gaziantep’ten
‘Kumru’ Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Dergilerin
sayfalarındaki gezintim çerçevesinde, bugün gündemimde yeralan dergi, Gaziantep
ilimiz merkezinde, tarih, kültür, sanat ve edebiyat dergisi olarak yayınlanan
‘Kumru’ Dergisi.
Masamda 9 ncu sayısı var bu
derginin. Kapakta, rahmetli Abdurrahim Karakoç fotoğrafı ve biyografisi
yeralıyor.
Kimliğine baktığımızda
gördüklerimiz:
Sahibi: Abdulhadi Bay, Yazı
İşleri Müdürü: Mehmet Nacar, Genel Yayın Yönetmeni: Gülhun Ertilav, Editör:
B.Hayrettin Ertilav, Halkla İlişkiler: İsmail Mercan, Hukuk Danışmanı: Av. Abdulhadi
Bay. 9 kişilik yazı kurulu var. Tlf: 0342 231 49 19.
Ayrıca, ülke genelinde
temsilcilikleri var.
Abdulhadi Bay, ‘Nefes’ adlı
başyazısının bir yerinde: “Milli kültürümüze bağlıyız. Farklılık ve değişiklik
olsun da ne olursa olsun düşüncesiyle komik ve ne idüğü belli olmayan, tat
vermeyen, anlamsız yazı ve şiirleri tasvip etmiyoruz” diyor. Tebriklerimi
sunuyorum efendim.
Derginin iç sayfalarında yazı ve
şiirleriyle okurlarının karşısına çıkanlardan çıkarılanlardan bazılarının
sıralanışı: Abdulhadi Bay, Mehmet Nacar, Ekrem Yalbuz, Hikmet Elitaş, Oraz
Yağmur, Lütfü Kılıç, Sinan Karakaş, Z. Yaşar Kaleli, Nejat Taşkın, Neşe Cömert,
Ayşe Duran, Şahin Yılmaz, Mehmet Kındap, İsa Kayacan, Fikret Cengiz vd.
Rahmetli Abdurrahim Karakoç’un “Hâkim Beğ” adlı 9 dörtlükten meydana gelen
şiirlerinden:
Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hakim beğ,
Otuz yılda babam düştü ardına,
Siz sağ olun o da öldü hakim beğ.
Bu anlamlı mısralardan sonra,
Mehmet Nacar hocanın Üstat Abdurrahim Karakoç’a ithaf ettiği 7 dörtlükten
meydana gelen “Vatan aşkına” adlı, başlıklı şiirinden bir dörtlük alalım:
Allah’ın izniyle, Hakkın yolunda,
Manevi bahçeler kurmaya devam,
Peşine düşerek, Yemen çölünde,
Veysel Karani’yi sormaya devam.
Kumru Dergisi yayınlandığı günden
beri, önemli, sanat ve edebiyatımız adına kalıcı hizmetler ortaya koymuştur,
koymaya devam etmektedir.
İçerik olarak getirdikleriyle,
gelecek açısından ümit vermesi de yukarıdaki düşüncelerimiz sonucunda oluşan
kanaatlerimizdir. Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Isparta’dan
Zeki Çelik’in komşuları
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Komşuluk önemlidir. Komşular da
bir o kadar önemlidir. Isparta ilimiz merkezinde yaşayan şair, yazar ve
araştırmacı Zeki Çelik komşularıyla ilgili hassasiyet içinde Komşularının her
birinin ayrı ayrı önemli ve saygıya, sevgiye değer olduğunu söylüyor.
Komşularıyla dargın olanlar mahallede huzur bulamazlar’ diyerek, yerinde bir
hatırlatmada bulunuyor.
Isparta ilimiz merkezinde,
günlük, tarafsız, milliyetçi gazete olarak yayınlanan ‘Akın’ Gazetesindeki
makaleleriyle dikkat çeken Zeki Çelik, “Komşum ve komşular” başlıklı
makalesiyle, bu konudaki düşüncelerini, duygularını aktarıyor.
Akın Gazetesi 11 Ocak 1971
tarihinde kurulmuş. Kurucusu: Ali Sinan. Sahibi: Abdullah Akın Gazetecisindeki
Zeki Çelik makalesindeki, komşularıyla ilgili duygularına dönelim:
“Mahalledeki on komşudan
sekiziyle dargınsak, tavrımız mutlaka değişmeli. Komşulukda ilk aranan güven ve
itibardır” diyen Zeki Çelik, aynı sütunda yeralan ‘Komşum’ başlıklı beş ayrı
dörtlükten oluşan şiirinin ilk dörtlüğünde şöyle diyor:
Evimiz yan yana vukufumuz var,
Gerçekler ortada hukukumuz var,
Arazide ekli, takıntımız var,
Korumak hakkımdır, o benim
komşum.
Sonra, Zeki Çelik: “Komşu
komşusuna her zaman muhtaçtır. Yardım, sevgi ve saygı gördükçe de minnettarlık
duygularını dile getirmeli, her vesilesiyle hissettirmelidir. Bir hanede
eksiklikler bitmez. Ama komşusuyla iyi geçinenler o eksiklikleri uzağa gitmeden
tamamlayabilirler” diye dikkat çekiyor. Arkasında, ‘Komşular’ adlı, başlıklı
beş ayrı dörtlükten meydana gelen şiirinin bir dörtlüğünde şu duygulara yer
veriyor:
Balkon ortasına attım masayı,
Geride bıraktım derdi tasayı,
Döşedim sandalye uzun, kısayı,
Çay-kahvem hazırdır, gelin
komşular.
Zeki Çelik, komşularına; ‘dargın
durmayalım, kaynaşalım’ diyerek iyi niyetli olduğunu ortaya koyuyor. Aynı iyi
niyeti de komşularından bekliyor. Acaba karşılık görebiliyor mu, aynı iyi
niyetle yaklaşan komşular bulabiliyor mu?
H. Ahmet
Çabuk’dan:
Aşk ihaneti
sever
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Prof. Dr. Hayrettin İvgin
dostumun sahibi bulunduğu, Kültür Ajans yayınlarının, kitaplarının 176. olarak
Günyüzü gören, H. Ahmet Çabuk imzalı, ‘Aşk İhaneti Sever’ adlı 208 sayfalık
şiir kitabı var masamda.
Önsöz, Ozan Ali Kirazlı’nın. Bir
yerinde: “Sevgili kardeşim Ahmet, bence şair; şiir yazma eylemini sürekli kılan
kişidir. Hayata dair bakışını, izlenimini, hislerini şiire döken kişidir
deniyor.
Gökhan Öztürk imzalı sesleniş,
sonra dost yazıları, Murat Şaingöz, Nermin Girişit, Özkan Kul, Fatih Torun
Selman Kirazlı imzalarını taşıyor. Sonra şiirler başlıyor sayfalar olarak.
Şiirlerin üzerinde, özet anlamı
taşıyan, verilmek istenen, can alıcı mesaj olarak görülen cümleler var. 15 nci
sayfada başlayan ‘Git’ adlı, başlıklı şiirin isim başlığının üstündeki cümle:
En acısı bazen en doğrusudur..
Altı dörtlükten meydana gelen
‘Git’ adlı şiirin iki dörtlüğüyle devam edelim:
En iyi o gözler bu gözyaşını,
Dışarıdaki yağmur durulmadan git.
Biz verdik kararı, eğme başını,
Gönlüne kahredip, darılmadan git.
Nasıl olur bilmem, bir veda
böyle,
Ne bir “Hoşça kal” de, ne bir söz
söyle,
Bir el salla yeter, uzaktan
şöyle,
İstemem boynuma sarılmadan git.
H. Ahmet Çabuk yazdıklarının
üzerinde uzun uzun duruyor, incelemelerini sürdürüyor, değerlendirmelerinin
sonunda ortaya çıkan şiirlerini mısralarını sayfalara aktarıyor. Bu gelecek
açısından görülen, hissedilen bir ümit belirtisidir.
Elimizdeki kitabın adı olan ‘Aşk
ihaneti sever’ adlı başlıklı şiir 11 ayrı dörtlükten meydana geliyor. Bir
dörtlüğü bu şiirin:
Güvenme güçlüyüm diye,
Muhtaç eder muhanneti.
Sorma neden, niçin diye,
Her aşk sever ihaneti.
Yine
Dergiler
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Gündemimizde yine dergiler var.
Bunlar sırasıyla:
1. DİPLO ATLAS DERGİSİ: Ankara’da aylık yayınlanıyor. 17. sayısı bize
ulaşan derginin sahibi: Kaya Dorsan.
2. FEYZ DERGİSİ: Ankara’da aylık yayınlanan derginin 255 ve 256.
sayıları ayrı ayrı yayınlandı. Sahibi: Şenel İlhan
3. SAĞLIK VE İNSAN DERGİSİ: Ankara’da aylık yayınlanıyor. Sahibi: M.
Esat Güzelgöz olan derginin 8 ve 10. sayıları ayrı ayrı bize ulaştı.
4. DÜNYADA KİLİS BÜLTENİ: İstanbul’da iki ayda bir yayınlanıyor.
Sahibi: Yaşar Aktürk 153 ve 154. sayıları ayrı ayrı yayınlandı.
5. KARINCA DERGİSİ: Ankara’da Türk Kooperatifçilik Kurumu tarafından
aylık yayınlanıyor. 910 ncu sayısı yayınlanan Derginin sahibi: Prof. Dr. Nevzat
Aypek.
6. SARIZEYBEK DERGİSİ: Söke Şairler ve Yazarlar Derneğinin yayın
organı olarak iki ayda bir, edebiyat, kültür, sanat ve turizm dergisi olarak yayınlanıyor.
55. sayısı Günyüzü gören derginin sahibi: Tülay Sarayköylü.
7. GÖNÜL DERGİSİ: Ankara’da aylık yayınlanan kültür ve medeniyet
dergisi ‘Gönül’ün 14. sayısı bize ulaştı. Sahibi: Şenel İlhan.
8. ALKIŞ DERGİSİ: Kahramanmaraş’da iki ayda bir yayınlanan, kültür ve
sanat dergisi. Sahibi: Dr. Oğuz Paköz olan Alkış’ın 66. sayısı bize ulaştı.
9. YESEVİ DERGİSİ: İstanbul’da aylık yayınlanan sevgi dergisi. 227.
sayısı Günyüzü gördü. Sahibi: Erdoğan Aslıyüce.
10. YENİSES DERGİSİ: Osmaniye’de aylık yayınlanıyor. 203. sayısı
Günyüzü gördü. Sahibi: Hasan Bölük
11. AYDIN EFESİ DERGİSİ: Aydın ilimiz merekzinde, kültür, sanat,
edebiyat dergisi olarak iki ayda bir yayınlanıyor. 10. sayısı masamda olan
Derginin sahibi: Şükrü Öksüz.
12. NEVZUHUR DERGİSİ: Antalya’da, edebiyat, kültür, sanat dergisi
olarak aylık yayınlanıyor. 30. sayısı masamda olan Derginin sahibi: Mustafa
Akbaba.
13. ANADOLU’NUN SESİ GAZETESİ: Basın-Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğünce aylık yayınlanıyor. 311. sayısı bize ulaştı bu gazetenin.
14. KURŞUN KALEM DERGİSİ: İzmir’de iki ayda bir yayınlanıyor. Sahibi:
Emine Ömer olar bu derginin 20. sayısı bize ulaştı.
15. BÜTÜN DÜNYA DERGİSİ: Ankara’da, Başkent Üniversitesi yayını olarak
aylık Günyüzü görüyor. 2012 yalına ait 11. sayısı çıktı. Sahibi: Prof.Dr.
Mehmet Haberal.
16. ERCİYES DERGİSİ: Kayseri’de aylık, fikir ve sanat dergisi olarak
yayınlanıyor. 419. sayısı Günyüzü gördü Sahibi: Nevzat Türkten.
Antalya Sanat Dergisi
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Dergilerimizin
sayfalarındaki gezintimi, bir düzen içinde sunma biçimine dönüştürdüğümü
görüyorsunuz, okuyorsunuz.
Bugün
sayfalarında gezeceğim dergi, ‘Antalya Sanat’ adlı olanı. Nazilli’den Kerim
Özbekler göndermişti masamda bulunan Antalya Sanat Dergisinin ilk sayısını.
Önce
kimliğine bakıyorum Antalya Sanat’ın: Kapakta, ‘Merhaba sanat dostları, biz
geldik kucaklamaya’ deniliyordu. İmtiyaz sahibi: Gonca Aydemir, Genel Yayın
Yönetmeni: Savaş Ünal, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Gonca Aydemir. Yayın kurulu
var 16 kişiden, imzadan oluşan.
Gonca
Aydemir imzalı bir sunuş vardı ilk sayfada. Bir yerinde, daha doğrusu
girişinde: “Ve sonra karar verdik dergi çıkarmaya, olurdu olmazdı. Yapabilir
miyiz? Ya yapamazsak dedik. Atatürkümüz çattı kaşlarını tam karşımızda.
“Yapamazsak ne demek, ölüler yapamaz.. Ve rastgele dedik, sıvadık kolları”
diyordu.
Antalya
Sanat Dergisinin: Elmalı Mhl. Başargan İşhanı, No: 41-42, M. Paşa-Antalya,
şeklinde yazışma adresi var Tlf: 0242-247 02 04
Dergi
içinde imzaları bulunanların sayıları bir hayli fazla…
Bunlar arasından herhangi bir
ayırım yapmadan sıraladıklarımızdan bazıları: Nebahat Uzun, Yusuf Özcan, Bekir
Yaşar, Gonca Aydemir, Selma Meriç, Aycan Polat, M. Nihat Malkoç, Cem Ateş,
Erhan Tığlı, Kerim Özbekler, Mustafa Şahin, Ahmet Ayaz, A. Yılmaz Tuncer, Sabiha
Serin, Yılmaz Türkyılmaz, Murtaza Ekinci, Fevzi Öztürk, İsmail Yağcı, Yusuf
Özkara, vd.
Kerim
Özbekler’in, “Vaz mı geçtim sanıyorsun seni sevmekten” başlıklı şiiri derginin
28 nci sayfasında yeralıyor. Bu şiir 4 ayrı dörtlükten oluşuyor. Bir dörtlüğü:
Avuçlarının sıcaklığı hala
ellerimi yakarken,
Gözlerinle gözlerimi felç
etmişken,
Arkana bile bakmadan dönüp
giderken,
Vaz mı geçtim sanıyorsun seni
sevmekten.
Antalya
Sanat Dergisinin sayfalarında, yazılardan daha fazla şiir sayısı var.
Şairlerimizin duygu zenginliği içinde oldukları görülüyor.
Gaziantep’ten
Ahmet Ayaz, Mustafa Ceylan’a ithaf ettiği ‘Antalya’ adlı, başlıklı şiiriyle
dikkat çekiyor 32 nci sayfada. Beş ayrı dörtlükten oluşan bu şiirin bir
dörtlüğü:
İsmin gönüllerde saklı bir şehir,
Solmayan renkli bir gülsün
Antalya.
Mehtaba hükmeden, gümüşten nehir,
Gecemde masmavi tülsün Antalya.
Antalya
Sanat Dergisi, ilk adımıyla gelecek açısından ümit veriyor. Sanat ve edebiyat
dünyamıza kalıcı hizmetleri olacaktır inşallah..
Tebriklerimi sunuyorum efendim.
İbrahim Kılınç’dan: Kaptırırsan yuları
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Bana
ulaşan, ulaştırılan kitapların sayısı hızla artarken, sayfalarındaki
gezintilerimde gecikme meydana geliyor.
Merkezi
Ankara’da bulunan Kültür Ajansın kurucusu ve sahibi, değerli dostum Prof. Dr.
Hayrettin İvgin tarafından bana ulaştırılan kitaplardan biri daha: İbrahim
Kılınç imzalı 102 sayfalık “Kaptırırsan Yuları” adlı şiir kitabı.
Kültür
Ajansın 181. yayını, kitabı olarak Günyüzü gören bu kitabın ilk şiiri kitabın
adı olan “Kaptırırsan yuları” adıyla karşımıza çıkıyor. 12 dörtlükten meydana
gelen adı geçen şiirden:
Kaptırırsan yuları yabancının
eline,
Bir o yana sürerler, bir bu yana
sürerler,
Semer vurup sırtına, topal eşek
yerine,
Bir o yana sürerler, bir bu yana
sürerler.
Demokrasi diyerek korku dehşet
saçarlar,
Bunlar vampir soyudur, her daim
kan içerler,
Soykırım sıradan iş, ırza bile
geçerler,
Bir o yana sürerler, bir bu yana
sürerler.
Görülen o
ki, İbrahim Kılınç şiirleriyle barışık, kendisiyle dargın, kırgın değil.
Yazdıklarının yayınladıklarının genel görüntüsünden, mısraların içine
girildiğinde karşılaşılan doğrular bu yönde. Gelecekte, kalıcılığı yüksek
şiirlerin altına imza atacağından kesinlikle sözetmek mümkün. Hecevezni türüyle
yazılan, sayfalara aktarılan şiirlerdeki anlam zenginliği ve yüklülüğü gelecek
açısından ümitlerimizi artırıyor.
08.08.1959
tarihinde Tokat ili Pazar ilçesi Ocaklı köyünde doğan İbrahim Kılınç’ın
‘Kaptırırsan Yuları’ adlı şiir kitabının 48. sayfasında yeralan ‘Garip yolcu’
adlı, başlıklı şiirle noktamızı koyalım:
Her gün geçer bu yoldan,
Yaka paça darmadağın,
Bu yoldan vazgeçirmez onu,
Ne para ne armağan…
Nereden gelip, nereye gittiğini,
ne yiyip, ne içtiğini,
Neden her gün bu yoldan
geçtiğini,
Bilmiyordu kimse garip yolcunun.
Feyyaz
Sağlam’dan:
Lâleler, Lâleler,
Lâleler
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Merkezi İzmir’de bulunan KIBATEK
yayınlarının 55. olarak 80 sayfayla Günyüzü gören, Feyyaz Sağlam imzalı
“Laleler, Laleler, Laleler” adlı Prof. Dr. Elçin İskenderzade hocamıza armağan
edilmiş, değişik imzaların ortaya koyduklarından meydana gelen kitap, değerli
dostum Prof. Dr. Hayrettin İvgin tarafından bana ulaştırılan kitaplar
arasındaydı.
Güldeste, derlemenin sunuşu, Dr.
Mevlüt Kaplan imzasıyla karşımıza çıkıyor. KIBATEK Derneği Genel Başkanı olan
Dr. Mevlüt Kaplan sunuşunun bir yerinde: “Elinizdeki kitabın adı
Azerbaycan-Türkiye arasındaki tarihi bağlara sembol olmuş bir türküden
alınmıştır. Bu ad aynı zamanda Azerbaycan üzerine önemli çalışmaları olan
değerli arkadaşımız Dr. Şaban M. Kalkan’ın Azerbaycan’a ithaf ettiği şiirinin
de adıdır” deniliyor, kitabın içeriği hakkında bilgi veriliyor.
Kitap içerisinde imzaları,
yazıları bulunanlardan bazılarının isimleri şöyle sıralanıyor: Dr. Hasan Ahmed,
Müşerref Akman, Dr. Sabri İbrahim Alagöz, Şükrü Aydın, Hasan Devrim, Fakı Eder,
Zeynep Hüseyin, Hidayet Karakuş, Dr. Mevlüt Kaplan, Mukadder Özakman, Cemali
Tunalıgıl, Ünal Kar, Dr. Fadıl Ünal vd.
KIBATEK üyesi olan olmayan isim
ve imzaların Bakü’de yayınlanan kitaplarıyla ilgili detaylı bilgiler veriliyor
ilk sayfalarda. Faki Eder 41 nci sayfada başlayan seslenişleriyle sürdürüyor
yazdıklarını, söylediklerini. Biz, adlı, başlıklı şiirinden
Tarif etsem size Emirdağı’nı,
Yörüğüz, Türkmeniz, Karabağlı’yız.
Sayfa 67’de başlayan Mukadder
Özakman biyografisinden sonra, “İki devlet bir milletiz” adlı, başlıklı şiirle
karşılaşıyoruz. Bu şiirden iki dörtlük:
Bakü’de dost rüzgâr eser,
Mehriban’ın azat gezer,
Sen köpürme Bahri Hazer,
İki devlet, bir milletiz.
Atatürk’ten ettim kelam,
Azerbaycan dosta selam,
Mukadder der ki vesselam,
İki devlet, bir milletiz.