Prof Dr İsa KAYACAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof Dr İsa KAYACAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2016 Cuma

IŞİD'in Irak Türkmenlerine uyguladığı kimyasal soykırım Ali Kerküklü

IŞİD'İN IRAK TÜRKMENLERİNE UYGULADIĞI KİMYASAL SOYKIRIM
Ali Kerküklü
Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı
Bölgeyi kan gölüne döndüren terör örgütü IŞİD, Irak’ın Kerkük kentine bağlı ve Türkmenlerin yaşadığı Tuzehurmatu kasabasına sivillere yönelik kimyasal silah ile saldırdı. Kimyasal silahlarla yapılan saldırı, yaklaşık iki yıldır IŞİD terör örgütünün işgal ettiği Türkmen Köyü Beşir üzerinden gerçekleşti. Terör örgütünün hedefinde ise Türkmen kasabası Tuzehurmatu ve Türkmenler vardı.
Kerkük'ün Tuzehurmatu kasabasının 5 kilometre güneyinde bulunan (Kerkük'e 20 kilometre mesafede) Türkmenlerin yaşadığı Beşir köyüne 2014'te terör örgütü IŞİD militanlarının havan topları ile saldırmış ve Beşir köyünü ele geçirmişti. IŞİD militanları Beşir köyünde yüzlerce masum Türkmen’i hunharca katletmişti.
Terör örgütü IŞİD, Tazehurmatu kasabasına kimyasal madde içeren yerel yapım füzelerle saldırıyor. Sadece son iki ay içerisinde yüzlerce füze Türkmen kasabası Tazehurmatu’yu hedef aldı. Özellikle havanın kararmasıyla birlikte Türkmen kasabasına çok ağır füze saldırıları gerçekleşiyor ve onlarca füze kasabaya düşüyor. Füze saldırılarının ardından füzelerin düştüğü yerlere insanlarda nefes darlığı ve pek çok kişinin vücudunda ağır yanık izleri göründü. Terör örgütü IŞİD’ın attığı füzelerin bazıları kimyasal silah taşıyor.
Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, yaptığı açıklamada IŞİD’in Tuzehurmatu kasabasına fırlattığı bazı havan mermilerinin içerisinde bir tür kimyasal maddenin tespit edildiğini açıklamıştı. Söz konusu saldırı sonucu çok sayıda Türkmen nefes darlığı ve cilt yanığı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.
YETKİLİLER ÖN İNCELEMELERİNDE KLOR VE HARDAL GAZI KULLANILDIĞI SONUCUNA ULAŞTI. 
Reuters haber ajansına konuşan Irak Başbakanlığına bağlı İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Masrur Asvad:  " Tazehurmatu’ya yapılan saldırıda şu anakadar  2'si çocuk, 3 kişi hayatını kaybetti. IŞİD tarafından kullanılan hardal gazının neden olduğu solunum yolu komplikasyonları ve akut böbrek yetmezliği nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Yaralıların sayısı ise 2 bin civarında. Bunlar azımsanacak rakamlar değil. Tazehurmatu'da insanlığa karşı bir soykırım işlendi" dedi. 
Bu hain saldırıda üçü çocuk, biri kadın olmak üzere, 4 Türkmen hayatını kaybetti, iki hamile Türkmen kadın bebeklerini düşürdü, 2114 yaralı var. Yaralananların yüzlerinde, ellerinde ve vücutlarında çok ciddi yanıklar meydana geldi. Kimyasal silah saldırısından etkilenerek durumu kritik olan yaralıların Türkiye’nin Başkenti Ankara Polatlı Devlet Hatanesinde tedavileri sürüyor. IŞİD terör örgütünden en büyük zararı Irak ve Suriye’deki Türkmenler gördü. 
IRAKTAKİ TÜRKMENLERİN VARLIĞI TEHDİT ALTINDA.
Iraktaki Türkmenlerin varlığı tehdit altında. Türkmen kasabası Tazehurmatu, sessiz sedasız, hiçbir yerden yardım almadan  IŞİD’in tehdidine karşı kahramanca direniyor ve bir destan yazıyor. Dünya Irak Türklerine karşı yapılan kimyasal silah saldırısı karşısında sessiz. Tek bir insan hakları örgütünün bu menfur saldırıyı kınadığını duymadık. Hani Avrupa Konseyi, hani Birleşmiş Milletler, hani Uluslar arası Af Örgütü, hani İnsan Hakları İzleme Örgütü? Kobani (Ayn el-Arap) için BM dahil kıyameti koparanlar, Türkmen kasabası Tazehurmatu için üç maymunu oynuyorlar. Türkmenler mağdur olunca hiç kimse umursamadı. 
Neden mi?
SAHİPSİZ TÜRKMENLER İNSAN SAYILMIYOR! 
Şimdi bu kimyasal saldırıyı tüm uluslararası platformlarda dile getirmek lazım. Türkmen kasabası Tazehurmatu’da o masumlar değil, aslında insanlık yandı.
NEDEN Mİ?... ÇÜNKÜ !...
Iraktaki Türkmenlerin varlığı tehdit altında. Türkmen kasabası Tazehurmatu, sessiz sedasız, hiçbir yerden yardım almadan  IŞİD’in tehdidine karşı kahramanca direniyor ve bir destan yazıyor. Dünya Irak Türklerine karşı yapılan kimyasal silah saldırısı karşısında sessiz. Tek bir insan hakları örgütünün bu menfur saldırıyı kınadığını duymadık. Hani Avrupa Konseyi, hani Birleşmiş Milletler, hani Uluslar arası Af Örgütü, hani İnsan Hakları İzleme Örgütü? Kobani (Ayn el-Arap) için BM dahil kıyameti koparanlar, Türkmen kasabası Tazehurmatu için üç maymunu oynuyorlar. Türkmenler mağdur olunca hiç kimse umursamadı. 

28 Ekim 2015 Çarşamba

ÖLÜM AYRILIK DEGİL… Unutulmaz Hocam İsa Kayacan’ın Aziz Hatırasına

ÖLÜM AYRILIK DEGİL…
Unutulmaz Hocam İsa Kayacan’ın Aziz Hatırasına
Prof. Dr. TAMİLLA ALİYEVA
Aziziyim su yazda,
Buz bağlamaz ayazda.
Sana hasretiz İsa Hocam,
Öten yaz da bu yaz da.
Ölüm haberini internetten okudum, anında şaşırıp kaldım, ilk dediğim söz bu oldu:- Hayır, olamaz.  Her telefon konuşmasında iyiyim, doktorlar diyor ki, tedavim iyi sonuçlar veriyor. Ne oldu? İyi sonuçlar ölüme mi götürdü. Şimdi anladım, doktorlar onu ümitlendirmek için böyle diyordular. Ben de burada inanırdım, aslında hastalığının ne olduğunu bana söylememişti, sadece bir az rahatsızım, ama doktorlar korkulu bir şey olmadığını söylüyorlar – demişti. Ben de ölümü ona yakıştırmadığım için ona da, doktorlara da inanmıştım. Hala da ölümü ona yakıştıra bilmiyorum. Haftada bir defa arardı beni, konuşurduk, şiirden, sanattan, Türk Dünyasından, yeni kitaplarımızdan, makalelerimizden… Her defasında telefonu kapatmadan bir gün mutlaka Eskişehir’e geleceğim, Azerbaycan mutfağını çok özlemişim – diyordu.  Hep bekliyordum… Hala da bekliyorum, her telefon sesinde İsa Hoca’mdır –diyorum. Ama yok. Bekleye bekleye bir sene de oldu, ben hala inanamıyorum. İnanmadığım halde bir gün beni İsa Hoca’mın ölümünün bir senesi münasebetiyle Burdur’a ve Ankara’ya davet ettiler. Burdur’dan Ahmet Ali Bilgen Hocam, Ankara’dan titrek sesiyle, gözyaşlarını içine dökerek İsa Hoca’mın sağ eli olan kızı Gül Kayacan aradı:-Babamın ölümünün bir senesi nedeniyle Ankara’da anma töreni olacak, gele bilir misiniz?  Derslerimin çok olmasına bakmayarak anında:-Mutlaka geleceğim – dedim.
Güzel bir son bahar gününde yüzümde dünyanın kederi Burdur’a giden otobüse bindim. Kafamda İsa Hocamla ilgili bir birine karışmış anılar vardı. Şaşkınlıktan telefonumu bile evde unuttum. Ne yapacaktım? Burdur’da arayacağım insanların telefon numaraları da o telefonda idi. Bir anlığa sanki ıssız bir adaya düştüm. Ne yapacağımı bilmedim. İsa Hocamın ruhunu çağırdım. Anında yardım etti. Yıllarca dostluk ettiği şair yazar Abdullah Satoğlu’yu aradım, sonra manevi evladı Mustafa Ceylan’ı buldum, sonra Ahmet Ali Beyi…
Otobüste yanımdaki yer boş idi, aslında İsa Hocam idi yanımda. Yol boyu konuştuk onunla. Azerbaycan anılarını paylaştık, sonra şair, yazar kardeşlerini çok “özlediğinizi” söyledi bana.  Ah, İsa Hocam nasıl da beyaz güvercin gibi göklere uçtunuz, mavi bulutların içerisinde kayıplara karıştınız. Belki de meçhul gemiye binip geri dönmeyecek şekilde bir yolculuğa çıktınız, sevenleriniz rıhtımda ve bu seyahatten elemli. Kızlarınız günlerce siyah ufuklara baktılar, gözleri nemli… Kim der ki, İsa Hocam gittiği yerden memnun…Sevdiklerinden ayrı kalmak:
Arazı ayırdılar,
Kum ile doyurdular.
Ben sizden ayrılmazdım,
Zülüm ile ayırdılar…
Toplantıyı Burdur Araştırmacı Yazarlar ve şairler Derneği, kısa adı BAYŞA-DER düzenlemişti. Panel başlamadan önce Prof.Dr.İsa Kayacan’ın aziz ruhuna dua okundu. Sonra ise Kayacan’ın hayat ve faaliyetini aks ettiren sinevizyon gösterimi oldu. Derneğin 1.Başkanı Ahmet Ali Bilgen, 2.Başkanı Yusuf Çakar’dır. Toplantı Prof.Dr.İsa Kayacan’ın hayat ve yaratıcılığı ile ilgili panelle başlandı. Panelde Yusuf Çakar ve Hüseyin Kayacan sunum eşliğinde İsa Hocamızın yaşam öyküsünü anlattılar. İsa Kayacan’ın yazarlığı ve araştırmacılığı ile ilgili  Sebahat Gümüş, Melahat Ecevit ve Zafer Azaklı, İsa Kayacan’ın yazarlığı M.Cem Yiğit, Turan Atasever, Anılarla İsa Kayacan konusunu Mustafa Ceylan, İsmail Kara, Gazetecilik Yönüyle İsa Kayacan adlı makale ile Burdur Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı  Ercan Taraşlı konuşa yaptı. Daha sonra Burdur Yeni Gün gazetesinin muhabiri  Kurşat Tuncel, İsa Kayacan’a yazılmış şiirler ve makaleler hakkında Ahmet Can, Adnan Taraşlı, Ömer Yurtseven, Şiirlerle İsa Kayacan konusunu Zeki Çelik, Ali Gözütok, Hüseyin Kaya, Anılar ve şiirler konusu Ahmet Canbaba, Hatice Canbaba, Mansur Ekmekçi, İsa Kayacan ve Türk Dünyası konusunu Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin öğretim Üyesi,  Azerbaycan Gazeteciler ve yazarlar Birliği Üyesi Prof.Dr.Tamilla Aliyeva  konuşma yaptı.  Panel Burdur’daki Atatürk Kültür Merkezinin salonunda oldu. Burdur ve çevresinden, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden İsa Kayacan Hocamızı sevenler salonda idi.  Antalya’dan İsa Hocamızın manevi oğlu Mustafa Ceylan ve Mansur Ekmekçi,  İzmir’den Turan Atasever,  Isparta’dan Melahat Ecevit, Zeki Çelik, Kütahya’dan Bekir Goncu, Ankara’dan her zaman hocamızın hizmetinde canla başla duran vefalı kızı Gül Kayacan ve en yakın arkadaşı İsmail Kara, aynı zamanda İsa Hocanın canı kadar sevdiği Azerbaycan’dan ve onu çok seven Azerbaycan Türkleri adından ben vardım.
Panel sona erirken İsa Kayacan’ın kızı Gül Kayacan ailesi adından Burdur Valiliğine, Belediye Başkanına, BAYŞA-DER’e babasına gösterdikleri saygı içi teşekkür etti.
İ.Kayacan’ın ebediyete kavuşmasının bir yılı ile ilgili Azerbaycan’dan, Türkmenistan’dan, Kazakistan’dan, Balkanlardan, Kerkük’ten çok sayıda şair, yazar aradı.  Azerbaycan’dan Bakı Devlet Üniversitesinden Öğretim Üyesi, şair yazar Sona Çerkez mektup göndererek İsa Kayacan’ın ölümünün 1 senesinde toplantı geçirildiğini, onun ruhu için dualar okunduğunu yazdı. Sona Çerkez daima İ.Kayacan’a yeni basılmış kitaplarını gönderiyordu, Hocamız da o kitaplar hakkında tanıtım makaleleri yazıyordu. Dünyanın çeşitli ülkelerinden arayanlar bu toplantıyı düzenledikleri izin Burdur BAYŞA-DER’in Başkanı Ahmet Ali Bilgen’e, Şair ve Yazarlar Derneğinin her bir üyesine teşekkür ettiler. Onlar İsa Hocanın Türk Dünyası için gördüğü güzel işleri anlattılar. Anma töreninde İsa Hoca’nın kitaplarından oluşan sergi açıldı, her kes sergiye büyük ilgi gösterdi.
Sabahı gün İsa Hocanın anma törenine gelen misafirler ve İsa Hocamızı çok seven Burdurlu şair ve yazarlarla birlikte İsa Beyin doğup büyüdüğü bütün eserlerinde severek yazdığı Tefenni ve Ece köyüne yollandı. Yol boyu İsa Kayacan Hocamızla ilgili anılar söyledik, zaten o yanımızda idi, her zamanki gibi susuyor, bizleri dinliyordu. Bir az Tefenni’de kaldıktan sonra İsa Hocamızın doğduğu Ece köyüne yollandık. Doğduğu ev uçulup dökülmüştü. Ama İsa Hocanın şiirlerindeki ağaçlar, su kuyusu yerinde idi. Onlar da bizim gibi mahzun idiler, “dertten” dilleri lal olmuştu, bir şey söyleyemediler. Biz de onlar gibi İsa Hocanın hüznü ile yaşıyorduk. Onlar dertli biz dertli… İ.Kayacan Hocamızın kızı Gül hepimizi duygulandırdı. Elini İsa Hocamızın çok sevdiği elma, nar, ceviz ağaçlarını gövdesine sürdü, fısıltı ile:-Babam mutlaka sizleri özlemiş, her geldiğinde sizleri kucaklar, yüzünü gövdenize sürerdi. Şimdi babamın yerine ben sizi kucaklıyorum. Babamın sizinle ilgili çok anıları vardır. Babamı unutmayın…
Ece köyündeki camide Prof.Dr.İsa Kayacan’ın ruhuna dualar okundu, gelenlere helva dağıtıldı. Sonra İsa Kayacan’ın adını taşıyan ve İsa Beyin kendi eliyle kurduğu kütüphane ziyaret edildi. O anda İsa Hocamızı yanımızda his ettik. Her tarafta onun kitapları, onun elinin düzeni vardı. Kütüphaneyi ziyaret eden şair ve yazarlar kendi kitaplarını kütüphaneye hediye ettiler. Anma töreni köy meydanında – açık havada, İsa Hocanın çok sevdiği çınarların altında oldu. Toplantıya başlar başlamaz bir anlık rüzgâr geldi, o rüzgârdan heyecanlanan çınarlar yapraklarını ellerimize döktüler. Aslında o rüzgar sıradan bir rüzgâr değildi, o rüzgar İsa Kayacan idi, sevdikleri onu köy meydanında anarken  Ankara’da mezarda kalamamış, uçup Ece’ye gelmiş, çınardan yapraklar alarak bizim ellerimize dökmüştü, o yapraklar  İsa Hocanın elleri idi, bizim ellerimize dökülerek, ellerimizi okşayarak teşekkür ediyordu. Bu olay toplantıya gelenleri çok duygulandırdı, her kes elindeki yaprağı öptü, İsa Hocanın elini öper gibi..
Ece köyünün muhtarı, İsa Hocanın okul arkadaşları, köy aksakalları konuşmalar yapıp gelen misafirlere hem yerlileri İsa Kayacan’ın adını böyle onurlandıkları için teşekkür ettiler. Türkiye’nin dört tarafından gelen Kayacan severler onun hakkında anılarını dile getirdiler, yazdığı eserlerden konuştular.
İsa Kayacan’la bağlı toplantıların sunuculuğun hocamızın manevi kızı şair, yazar Aysel Al yaptı. Bütün toplantı iştikakçıları, BAYŞA-DER ’in Başkanları Aysel Al’a teşekkür ettiler.
Böylece, Burdur’dan ayrılmak zamanı geldi, ayrılık zor olsa da ayrılmak zorundaydık, çünkü İsa Kayacan Hocamızın ikinci anma töreni Ankara’da idi. Oraya yetişmek zorunda idik. Yolculuktan önce İsa Hocamı her zaman evinde ağırlayan emekli öğretmen, şair yazar Sabahattin Gümüş’ün misafiri olduk. Aslında bu misafirlik de sıradan misafirlik değildi. Bir şairin evinde Hocamızın aziz ruhunu yâd edecektik. Sabahat Hanım İsa Hocamızın çok sevdiği yemeklerden bize ikram etti, dualar okundu, helva ikram edildi. İsa Hocamızla ilgili anılar bizi gözyaşlarına boğdu. İsa Hocamın kutsal ruhunun bu kadar aziz tutulduğunu gördüğümde gözyaşlarımı sildim, sadece onurlandım, keşke her kes bu kadar sevilseydi. Ne güzeldir halk, millet tarafından böyle yüksek değerlendirilmek… İsa Hocam cennetten mutlaka bizi görmektedir.
Ankara yolculuğu başlandı. Mustafa Ceylan, Aysel Al ve ben. Yol uzunu söz, sohbet İsa Hocamız oldu. Bazen duygulandık, bazen tatlı sohbetlerini hatırlayıp gülümsedik.
Bu da   İsa Hocamızın yeniyetme çağından bir parça ekmek için geldiği, burada çok meşhur olacağını, buradan bütün dünyayı kucaklayacağını, burada ebedi  kalacağını aklının kıyısından geçirmediği Ankara…  Başkentimiz bizi moralsiz karşıladı. Her yan sis, duman, soğuk. Belki de Ankara İsa Hocamızla birlikte geleceğimizi “düşünmüştü”. Kim biliyor. Şimdi İsa Hocasız geldiğimizi gördüğünde yüzümüze bakmak bile istemiyordu. Ama biz gelmiştik, İsa Hocanın ruhunu sevindirmek için gelmiştik. Gelmeseydik ömür boyu kendimizi af etmeyecektik. Aysel’n fakirhanesinde onun alil acele kurduğu kahvaltılık sofrasında ekmeğimiz gözyaşıyla karışık yedik. Anılar, yine anılar.
Prof.Dr.İsa Kayacan’ın vefatının 1.Yıldönümü Anma Toplantısı Türk-İş Konfederasyonu Konferans salonunda idi. Toplantıya hem Ankara’dan, hem de Türkiye’nin çeşitli yerlerinden çok sayıda bilim insanı, eski bakanlar, eski Millet Vekilleri,  gazeteci, yazar, şair, İsa Hocanın dostları, aile üyeleri, sevenleri  katılmıştı. Paneli İsa Kayacan Hoca ile şiir, sanat yolunda birlikte adımlayan Kerkük Kültür Derneğinin Başkanı Dr.Şemsettin Küzeci açtı. Onu da diyelim ki, bu toplantının düzenlenmesinde Türkmen eli Kültür Merkezi, Gülce Edebiyat dergisi, İLESAM, Türkiye Gazeteciler Federasyonu,  Türk-İş, Dünya İletişimciler Derneği vs. içtimai birlikler el ele çalışmıştılar. Anma töreninin açılışında ilk önce İsa Kayacan’la çalışanlar söz aldılar, panelde ise Prof.Dr.Tamilla Aliyeva, Prof.Dr.İrfan Nasrettinoğlu, Abdulla Satoğlu, Mustafa Ceylan konuştular. Anma törenine katılanların her biri İsa Kayacan Hocamızın şiir, sanat dünyasından, vatan, millet sevgisinden söz açtılar. Gençlerin kalbinde yazıp yaratmak aşkının güçlenmesinde onun gördüğü işleri dile getirdiler. İsa Kayacan’ın torunu Filiz Kayacan’ın kızı Nazlı dedesinin örnek bir insan olduğunu, onun yolunu devam ettireceğini dile getirirken çok hüzünlendi, gözyaşları Nisan yağmuruna döndü. Gerçekten İsa Kayacan Nazlı’nın yazılarını, şiirlerini gazetelerde yayımlarken sanki dünya onun olurdu, yüzünde güneş doğuyordu. Nazlı sahnelere dedesinin elinden tutarak çıkıyordu. Şimdi gözleri salonda dedesini arıyordu, o ise torununa cennetten bakıyordu.
Anma töreninde İsa Kayacan’ın ruhuna dualar okundu, kızları Gül ve Filiz Kayacanlar babalarının ruhuna saygı gösterdikleri için toplantıya gelen, konuşmalar yapan her bir insana teşekkür ettiler:-Babamız bir daha kanıtladı ki, ölüm ayrılık değil, bu gün burada olanlar babamızın gördükleri işleri hatırlamakla onun ölmediğini dediler. Bu kadar eser veren, bu kadar insanın kalbinde sevgi tohumu eken, vatanı, milleti için canını feda eden insanları ölüm yenemez. İsa Kayacan yaşıyor, o ölmedi, onun ölümü ayrılık değil…

19 Ekim 2015 Pazartesi

Vefatının 1. Yıl Dönümünde "ANADOLU BASINININ İMPARATORU PROF. DR. İSA KAYACAN" Ankara’da Anıldı

VEFATININ BİRİNCİ YIL DÖNÜMÜNDE,  "ANADOLU BASINININ İMPARATORU" PROF. DR. İSA KAYACAN, ANKARA’DA ANILDI
Dr. Şemsettin Küzeci
Kerkük Kültür Derneği başta; TÜRK-İŞ Konfederasyonu, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Dünya İletişimciler Derneği, Dünya Gazeteciler Federasyonu, Kerkük Kültür Derneği, İLESAM, Toplumsal Düşünce Derneği, Kemalist Atılım Birliği, Gazeteciler Cemiyeti,  ve Gülce Edebiyat ile Türkmeneli Kültür Merkezi dâhil olmak üzere, Ankara’da faaliyet gösteren birçok Sivil Toplum kuruluşu, Vefatının 1. Yıldönümünde Anadolu Basınının İmparatoru Prof. Dr. İsa Kayacan’ı Ankara’da Andılar. 17 Ekim 2015 tarihinde Ankara Türk- İş Konferans Salonunda gerçekleşen Anma Toplantısı Eğitimci Yazar Arzu Kök’ün sunumuyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasından sonra Kerkük Kültür Derneği ve Organizasyon Komitesi Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci açılış konuşması yaptı.
Protokol Konuşmaları
Protokol konuşmalarında Orman (e) Bakanları Hasan Ekinci ve Halit Dağlı, İsa Kayacan’ın verimli çalışmalını dile getirdiler. Devlete sadık bir birey olarak nasıl hizmet ettiğine vurgu yaptılar. İsa Kayacan’ın torunu Nazlı Aykut duygusal bir konuşma yaparak dedesi İsa Kayacan’ı gözyaşları içinde anlattı. Türkmeneli Kültür Merkezi Başkanı Dr. Mustafa Ziya, İsa Kayacan’ın başta Türk dünyası olmak üzere Irak Türkmenlerine yapmış olduğu hizmetlerinden söz etti. Ardından da Türkmeneli Kültür Merkezi adına Kayacan’ın Kızı Gül Kayacan Hanımefendiye bir Anı Plaketi takdim etti. RTÜK Daire Başkanı Yusuf Turan, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve Yardımcısı Savaş Kıratlı’nın selamlarını ileterek, Kayacan’ın anısına bir çelenk gönderildiğini söyledi. Turan; İsa Kayacan’ı güzel bir şekilde anlatarak BYEGM indeki çalışmalarından bahsetti.
İsa Kayacan Paneli
Prof. Dr. İsa Kayacan’ı her yönüyle anlatmak amacıyla bir Panel düzenlendi. Panel’i Dr. Şemsettin Küzeci yönetti. Konuşmacılar ise: Anayasa Mahkemesi (e) Başkanı Yekta Güngör Özden, Araştırmacı- Yazar Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattinoğlu, Araştırmacı Yazar Prof. Dr. Tamilla Abbasova, Gazeteci Yazar Abdullah Satıoğlu ve Şair Yazar Mustafa Ceylan İsa Kayacan’ı bütün yönleriyle anlattılar.
Kayacan Ailesine Ödül
İsa Kayacan’ın ailesine Türkiye Gazeteciler Federasyonu tarafından bir hizmet ödülü takdim edildi. Ödülü Genel Başkan Yılmaz Karaca’nın Danışmanı Ahmet Kanbur takdim etti. İkinci bir ödül ise İsa Kayacan’ın torunu Nazlı Aykut’a verildi. Ödül Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci tarafından takdim edildi.
İsa Kayacan Anı Defteri
Kayacan’ın anma toplantısının birinci bölümü sonrası “İsa Kayacan için” Çay ve ikram molası esnasında “Anı Defteri” açıldı. Katılımcılar Kayacan hakkında duygu ve düşüncelerini anı defterine yazdılar. Birbirinden anlamlı sözlerle ifade edilen yazılarda, Kayacan dostları tarafından günüllerde yaşayacaktır.
Şair ve Yazarlar Vicdanında İsa Kayacan
Bu oturumda Kayacan hakkında şairler ve yazarlar; Azerbaycan’dan Tamilla Abbasova, KKTC’den Ahmet Köksal, Kerkük’ten Mustafa Ziya, Dr. Şemsettin Küzeci, Söke’den Abdülkadir Güler, Samsun’dan Rıfat Kaya, Eskişehir’den Rabia Barış, Antalya’dan Mustafa Ceylan ve Ankara’dan İsmail Kara, Mustafa Nevruz Sınacı, Aysel Al, Durak Turan, İlhami Nalbantoğlu, Murat Duman ve Lider Anaç; Kayacan hakkında anılarını, hizmetlerini, insanlığını, şairliğini, yazarlığını, yardım severliğini ve eserleri ile “adam gibi adam” olduğunu övgülerle açıklayıp, anlattılar.
Aşrı Şerif ve Dua
Kayacan’ın vefatının 1. Yıldönümü anısına Kayacan için aşrı şerif ve dualar okundu. Ardından da kapanış konuşmasını Dr. Şemsettin Küzeci yaparak, Kayacan’ın kızları, Gül ve Filiz Kayacan, torunu Nazlı ile anma toplantısı hazırlık komitesi üyeleri: Gül Kayacan, İsmail Kara, Mustafa Nevruz Sınacı, Mustafa Ceylan, İlhami Nalbantoğlu, Murat Duman ve Arzu Kök’ü sahneye çağırılarak katılımcılara teşekkür edildi.

2 Ekim 2015 Cuma

Ankara'da "Prof. Dr. İSA KAYACAN'ı Anma Toplantısı" düzenleniyor..

PROF. DR. İSA KAYACAN, 
1. VEFAT YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE DÜZENLENECEK “EĞİTİM, BİLİM VE KÜLTÜR ETKİNLİĞİ” İLE ANILACAK
(ECE AJANS, Ankara-02 Ekim 2015, Cuma) 
            Ülkemiz, Türk Dünyası, Şiir-Sanat-Kültür-Edebiyat âlemi ve Gazetecilik camiasında çok sevilen; Eğitim faaliyetleri, kültür elçiliği, eser, hizmet ve tanıtım misyonu ile yakından tanınan; Türk gazeteciliğinin duayenleri arasında müstesna bir yeri olan ve İLESAM dâhil pek çok Sivil Toplum Kuruluşunda asli ve onur üyelikleri olan; Kerkük Kültür Derneği Kurucusu ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İSA KAYACAN, vefatının birinci yıldönümü anısına düzenlenen anlamlı bir etkinlikle anılacak.
Kurucusu ve Kurucu Başkan Yardımcısı olduğu Kerkük Kültür Derneği öncülüğünde;
Başta Türkiye İlim ve Eser Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) olmak üzere onlarca STK (Sivil Toplum Kuruluşu)’nın katılımı ile hazırlık çalışmaları sürdürülen “Anma, Eğitim, Bilim ve Kültür” etkinliği hazırlama, tertip, organizasyon ve düzenleme komitesi:
Kerkük Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, Araştırmacı-Yazar Mustafa Nevruz Sınacı, Şair – Yazar, Yayıncı ve Yapımcı Mustafa Ceylan, Üstadın Sevgili Kızı Gül Kayacan, Gazeteci, Şair-Yazar (Karozan) İsmail Kara, Bestekâr - Şair Murat Duman, Gazeteci-Yazar, Yayıncı İlhami Nalbantoğlu ve Şair - Yazar Arzu Kök’ten oluşuyor.
Tertip Komitesi Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci’den; 2 Ekim 2015 Cuma günü:
TÜRK-İŞ Genel Merkezi ve Konferans Salonu lobisinde alınan bilgilere göre:
“Birinci Vefat Yıl Dönümünde Prof. Dr. İSA KAYACAN’ı Anma, Eğitim, Bilim ve Kültür Etkinliği” 17 Ekim 2015, Cumartesi günü, Saat: 13.30 – 17.30 arası: “Bayındır Sokak No: 10, Kızılay / ANKARA adresinde bulunan TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU Konferans Salonunda yapılacak…
Merhum İsa Kayacan’ın yakın dostları, yol arkadaşları ve Ülkemizin tanınmış Şair, Yazar, Kanaat Önderi, Bilim ve Sanat İnsanlarının hitap ve katkılarıyla onurlandıracakları etkinliğin gündemi ile uygulama programı henüz hazırlanmakta.
Ancak, bu toplantıya Türkiye’nin her tarafından ve bütün bölgelerinden Gazeteci, Şair, Yazar, Edebiyatçı, Bilim-Kültür ve gönül insanları ile İsa Kayacan arkadaşları, gönül dostları önemle ve özellikle çağırılmakta ve davet olunmaktadır.
***
ANMA TOPLANTISI VE
ETKİNLİĞİN YAPILACAĞI:                      
            Tarih   : 17 Ekim 2015, Cumartesi – Saat: 13.30 – 17.30
            Yer      : TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU Konferans Salonu
Adres  : Bayındır Sokak, No: 10, Kızılay – ANKARA
İrtibat : LÜTFEN!.. 
          Katılım, öneri, değerli fikir ve
          katkılarınız için bizi arayınız.
Başkan Dr. Şemsettin Küzeci             : 0533 255 26 60
Sözcü,   (Karozan) İsmail Kara           : 0555 236 34 92
Üye,  Gül KAYACAN                          : 0532 454 67 19
Üye,  Mustafa CEYLAN                     : 0535 622 43 16
Üye,  Murat DUMAN                         : 0532 236 26 92
Üye,  İlhami NALBANTOĞLU          : 0555 360 67 97

29 Eylül 2015 Salı

BAYŞA-DER’den İsa Kayacan’ı anma etkinliği

BAYŞA-DER (Burdur Araştırmacı Yazarlar ve Şairler Derneği)'in İSA KAYACAN'ı anma etkinliği...
(10 Eylül 2015, Perşembe -  Burdur Gazetesi  Manşet)
Şair Aysel, Burdur Araştırmacı Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Ahmet Ali Bilgenle birlikte gazetemizi ziyaret etti.
Ziyarette, uzun zaman ortak çalışmalar yürüttüğü Şair -Yazar İsa Kayacan hakkında anılarını aktaran Şair Aysel Al, "İsa Kayacan gazeteciliği, şairliği, yazarlığı yanında tam bir Burdur hayranı sevdalısı idi. Ben ve benim gibi birçok kişi, İsa Kayacan'ı tanıdıktan kısa bir süre sonra Burdur Hayranı olduk. Burdur'u daha çok tanıdık sevdik" dedi..
PROGRAM: 15, 16 EYLÜL 2015 - PERŞEMBE, CUMA
Burdur Araştırmacı Yazarlar ve Şairler Derneği tarafından düzenlenecek, İsa Kayacan'ı anma etkinlikleri konusunda görüşme yapmak üzere Burdur'a gelindiğini., BAYŞA-DER Başkanı Ali Bilgen ile birlikte yerel gazetelere ve başka kurumlara ziyaretlerde bulunduklarını söyleyen Aysel Al, etkinlikte sunuculuk yapmasını istendiğini, kendisinin de bu teklifi onur duyarak kabul ettiğini dile getirerek, düzenlenecek etkinliğin, Burdur'un tanıtımına çok emek veren Prof. Dr. İsa Kayacan'ın şanına yakışır bir şekilde düzenlenmesi için çaba göstereceklerini, bu konuda yerel kurumların da desteklerini beklediklerini belirtti.
Gazetemizin imtiyaz sahibi Adnan Taraşlı merhum İsa Kayacan'ın ölünceye dek Burdur Gazetesi'nin Ankara temsilciliğini yaptığını, yazılarının da aynı şekilde yıllarca gazetemizde yayınlandığını, İsa Kayacan adına onu anmak için bir etkinlik düzenlenmesinin de, İsa Kayacan’a gösterilmesi gereken vefa adına anlamlı olacağını söyleyip ziyaret için teşekkür etti.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Hayırlı, Uğurlu, Kutlu ve Kademli Olsun; ULUSLARARASI "DÜNYA İLETİŞİMCİLER DERNEĞİ" KURULDU

DÜNYA İLETİŞİMCİLER DERNEĞİ KURULDU
Dr. Şemsettin KÜZECİ
Dünya İletişimciler Derneği
Başkanı
Merkezi Ankara’da olmak ve dünya çapında & uluslararası alanda faaliyet göstermek üzere “Dünya İletişimciler Derneği” kuruldu.
Uluslar arası alanda faaliyet göstermesi plânlanan Dünya İletişimciler Derneği'nin kurucuları arasında Dr. Şemsettin Küzeci, Murat Toylu ve İsmail Kara yer alıyor.
Kurucu üyelerden Şirin Uvalı, Gözde Dizdar, Hüseyin Altınalan ve Aybeniz Küzeci; Dernek kuruluşunun gerçekleşmesini takiben yaptıkları ilk “görev taksim toplantısında” aşağıdaki şekilde görev dağılımı yaptılar. Buna göre: 
Yönetim Kurulu Başkanlığına Dr. Şemsettin Küzeci,
Başkan Yardımcılığına Gözde Dizdar,
Genel Sekreterliğe Murat Toylu,
Muhasip Üyeliğe (İdari işler sorumluluğu dâhil) İsmail Kara getirilirken; 
Diğer kurucuların da yönetim kurulu üyeleri olarak Dernek çalışmalarına katkıda bulunmaları kararlaştırıldı. Derneğin Kurucu Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, bu önemli ve evrensel teşebbüsün amaçları ile faaliyet konularını kısaca şöyle özetlemek suretiyle açıkladı: “Dünya İletişimciler Derneği, dünyada iletişim alanında aktif olarak faaliyet gösteren yazılı, görsel, işitsel ve elektronik basın mensupları arasında işbirliği, fikir alışverişi yapmak. Uluslar arası aktivitelerde bulunmak, forumlar ve platformlar oluşturmak. Türk ve Türk dünyası iletişimcilerini bir çatı altında buluşturmak, Türkiye ile dünya iletişimcileri arasında gönül köprüsü, teknik işbirliği, “iletişim, bilişim ve koordinasyon ağı kurmak” gelişen teknolojiden verimli yarar sağlamaya özen göstermek, iletişimciler arasında gerektiğinde örnek eğitimler geliştirmek ve sunmak gibi görevleri yerine getirecektir” dedi.  
İletişim, Erişim & Bilişim: Başkan, Dr. Şemsettin KÜZECİ 
TEL: 0533 255 26 60

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Barzani ve Talabani'yi DOST edinenler KAHROLSUN!... "Silâhla İstifası Alınan Türkmen Rektör!..."

Kalleş, ihanet şebekesi, işbirlikçi zalim, hain düşman barzani'ler ve Silâhla istifası alınan Türkmen rektör faciası!..
Riyaz SARIKÂHYA ve Ahmet TAKAN
Ahmet TAKAN
Seçim gündemli iç kavgalarla meşgulüz!.. Kan çanağına dönen yakın coğrafyamızda Türkmenlerin perişan halini, devam eden Türk soykırımını yine ıskalıyoruz. 
Ankara oldum olasıya kapı duvar.
Sessiz sedasız bir yiğit dava adamı geldi Irak’tan önceki gün başkente. Çeşitli temaslarda bulundu. Geldiği gibi sessiz sedasız gece yarısı da ayrıldı öz vatanından. Bir fırsat buldu YENİÇAĞ’ı ziyaret etti. Türk dünyasının en büyük gazetesine, avazına, teşekkür etti. Türkmeneli’nin acılarını anlatmaktan çayını yudumlayamadı. Sinsi oyunun acı gerçeklerini dile getirdikçe Ankara’da yaşayan bir Yörük olarak ezildim büzüldüm. Ne demek istediğimi anladınız!.. Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Riyaz Sarıkahya ile yaptığımız geniş söyleşiyi 2-3 günlük dizi halinde sizlere aktaracağım. 
Önce söyleşinin flaşı;
Riyaz Sarıkahya, Kerkük Üniversitesi’nin Türkmen Rektörü Abbas Taki’nin, Barzani güçlerince silah zoruyla televizyonda canlı yayına çıkartılarak istifa ettirildiğini söyledi. Sarıkahya, Türkiye dahil hiç kimsenin de buna ses çıkartamadığını kaydetti.
10 ay öncesinden anlatmaya başladı Riyaz Sarıkahya;
“Geçen sene Haziran ayında IŞİD örgütü Irak’ın yüzde 40 toprağına el koydu. Bunu da 3-4 gün gibi kısa süre içerisinde yıldırım hızıyla yaptı. Bu da gösterdi ki büyük bir senaryonun yeryüzünde uygulanmasıdır. Irak ordusu ve Irak devleti, IŞİD örgütüne hiç karşı koymadı, hemen  teslim etti. Hatta Irak Savunma Bakanı, bizim milletvekili kardeşimize  demiş ki; ’27 milyar dolarlık silah, Irak ordusundan IŞİD örgütünün eline geçti.’En azından ordu çekilirken kendi silahını yok eder.  Bankada milyonlarca dolarlık paralar kaldı. Demek ki; büyük bir senaryo. Irak’taki birçok politikacı da bu işin uygulamasında rol aldı.  Farklı farklı roller aldılar. 
IŞİD’in bölgede Irak’ı yeni baştan yapılandırmaya yönelik bir olgu olduğu, bunun en etkin bir araç olduğu artık gözden kaçmamaktadır. IŞİD gelirken Sünni bölgede aylarca ortam hazırlandı. IŞİD gelince halk da IŞİD ile birlikte hareket etti. Polis silahını bıraktı asker de geri çekildi. 
ABD diyor ki; ’Irak 3 bölge olarak yapılandırılsın.’ Irak’ın yeni baştan bölgesel yapılandırılmasına biz Türkmenler olarak prensipte karşı değiliz. Tabii Türkmenler de göz ardı edilmezse eğer. Yani Arap, Kürt, Türkmen, Şii, Sünni böyle bir yapılanmaya gidilirse karşı değiliz. Ama sadece ana unsur olarak Irak anayasasında da Türkmenleri göz ardı ederek, 2 unsur olarak Irak’ın yapılandırılması, Türkmenlerin yok olması demektir. 3 milyon Türkmen’in yok olması demektir. Bin yıldır orası bizim yurdumuz. Onun için, bu şekilde bir yapılanma bizim için ölüm fermanıdır. Böyle değerlendiriyoruz. Türkmenlerin de tabii ki çıkarını gözeten diğer milletler ile birlikte yeni projelere biz açığız. Bizim de önerimiz var elbette; Kürdistan’ın yanında bir Türkmeneli bölgesinin kurulması. Türkmenler için bu hayati bir ehemmiyet taşımaktadır. Çünkü Irak devletinin 95 yıllık bir tarihi var. Bu bölge içinde bu tarih içerisinde Türkmenlerin yüzde 50’si asimile oldu. Ama Türkmen bölgesi oluşturulursa bu bölge tabii eğitimde, dairelerde Türkçe konuşacaklar, asimile olma şansımız çok daha azalacak. Kaldı ki bugün Kürdistan’daki bir çok Kürtçü partiler de Türkmeneli bölgesindeki topraklarımıza göz dikmektedirler. Çünkü toprağımızın altında petrol var. Bu yüzden de bir an önce bölgelerimizi Kürtleştirmek yönünde projelerini uygulamaya döküyorlar.”
Bu söylediklerine biraz daha açıklık getirmesini istedim Sarıkahya’dan;
 “Kerkük; düşününüz bundan 12 sene önce yüzölçümü şehir olarak 16 kilometrekareydi. Nüfusu da 850 bindi. Şimdi nüfus 1 buçuk milyon, yüzölçümü de 40 kilometrekare kare oldu. Bu ilavelerin hepsi Kürt’tür, dışarıdan gelen Kürtler. Kerkük’ün kuzey bölgesini bir de doğu bölgesini, Süleymaniye, Erbil’den bağlantısı olan bölgeler Kerkük’ten daha fazla arttı. Bazı Kürtler hatta Türkiye’den, İran’dan da gelip yerleştirildiler. Çünkü Kerkük’ün petrolü çok önemli bir yer tutmaktadır Orta Doğu için. Bize göre de Kerkük salt bir Türkmen şehriydi ama şimdi demografik değişim, Saddam da yıllarca Araplaştırmak için Arap getirdi. Kürtler de son yıllarda 12 sene içerisinde çok sayıda Kürt’ü getirip Kerkük’e yerleştirdiler. Bizim dışarıdan getirecek Türkmenimiz olmadı. Her bölgemiz, kritik hassasiyet vardı diğer şehirlerde. Telafer’de öyle, Erbil’de öyle. Bizim Kerkük’e bu insanları transfer etme şansımız olmadı çünkü bu imkân da ister. Devletle orada yönetimi kontrol ederseniz bunu yaparsınız. Kaldı ki, bu dönem içerisinde bütün Kerkük’teki kamu kuruluşlarının hepsini Amerikalılar, gelir gelmez Kürtlere verdi. 12 tane ana kuruluş var Kerkük’te. 
İki üç gün önce bir hadise yaşandı Kerkük Üniversitesi’nde!.. 
Geçen hafta bir Türkmen rektör yardımcısının rektörlüğü onaylandı Başbakanlıktan. 3 gün önce Kürt bölüm başkanını kendisi ile birlikte Kürt partilerin gençlik şeyi ile televizyonda götürdüler adamı (Abbas Taki) silah zoruyla istifasını aldılar, görüntüsünü de verdiler. Adam istifa etti. Tabii silahı televizyonda göstermediler adam ’ben istifa ettim’diyor. Ama tabii kamera arkasında silah var. Abbas Taki, Türkmen kardeşimizi, Irak Yükseköğretim Bakanı Hüseyin Eş Şehristani atamıştı. Ne Türkmen hareketi ne Bağdat’taki Şii hareketi, Irak devleti, ne Türkiye’nin ağırlığı. Bir adamı 3 günden fazla rektör tutmaya yetmedi. Demek ki Türkmen toplumu şu anda tehlikededir. Bir çok iş adamı dedi ki; biz de neyimiz varsa ucuza satıp gideceğiz, bölgede kalmayız. Demek ki sıra yarın bize gelir.” 
Bunu yapan Barzani’ye bağlı güçler mi?
 “Birlikte yaptılar. Vali izne gitti. Amerika’da zaten şu anda. Vali yardımcısı Arap. Aramışlar vali yardımcısını. O da polis müdürünü aramış, o da ’biz önleyeceğiz, bir şey yok ortada’ demiş. Hepsi tiyatro. Sonra facebookta da yayınlandı gizli görüntüleri. Kürtler silah zoruyla adamı görevden aldılar.” (KİŞİSEL GELİŞİM; Ahmet TAKAN, 08 Mayıs 2015)