İsa Kayacan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsa Kayacan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2017 Salı

ANADOLU BASININI ÖKSÜZ BIRAKAN PROF. DR. İSA KAYACAN ANILDI Aybeniz Küzeci Yıldırım (Kerkük Ekim 16, 2017 Haberler) - BGC : İSA KAYACAN’I VEFATININ ÜÇÜNCÜ YIL DÖNÜMÜNDE MİNNETLE ANIYOR - VEFATININ 1.YILINDA PROF. DR. İSA KAYACAN ANILDI Abdülkadir GÜLER, (09 Kasım 2015)

ANADOLU BASININI ÖKSÜZ BIRAKAN PROF. DR. İSA KAYACAN ANILDI
Aybeniz Küzeci Yıldırım (Kerkük Ekim 16, 2017 Haberler)
Anadolu Basının efsanevi ismi araştırmacı gazeteci yazar Prof. Dr. İsa Kayacan aramızdan ayrılışının 3. Yıldönümünde 15 Ekim 2017’de Ankara Maltepe’de bulunan İç Kale Otel’de düzenlenen etkinlikle anıldı.
Kurucu üyesi olduğu Kerkük Kültür Derneğinin düzenlemiş olduğu etkinlikte Başbakanlık Müşaviri Sadettin Kılıç, Kerkük Kaza Meclis Üyesi Cevdet Zülal, Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, Kerkük Şirketleri Grup Başkanı ve İşadamı Halit Meyyas, Eski Bürokrat İlhami Nalbantoğlu, Prof. Dr. İsa Kayacan’ın kızları Serpil, Gül ve Filiz Kayacan’ın yanı sıra çok sayıda şair gazeteci yazar hazır bulundu.
Anma töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşmasını Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci yaptı. Küzeci, yaptığı konuşmada Kayacan’la kesişen yollarını ve Kayacan’ın Kerkük’e olan düşkünlüğünü anlattı. Küzeci, Kerkük Kültür Derneğinin kurucularından olan İsa Kayacan’ın Anadolu basınının unutulmaz bir ismi niteledi.
Protokol de yer alan Başbakanlık müşaviri Sadettin Kılıç ise anma töreninde bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıç, İsa Kayacan’ın Türk Dünyasının sembol isimlerinden biri olduğunu ve ülkemiz için önemli bir değer olduğunu vurguladı. Kılıç, ne mutlu ki böyle bir anma töreni düzenleniyor ve İsa Kayacan anılıyor diyerek etkinliği düzenleyenlere teşekkür etti.
Prof. Dr. İsa Kayacan’ın kızı Gül Kayacan da aile adına bir konuşma yaptı. Duygusal bir konuşma gerçekleştiren Gül Kayacan, bu anma törenini düzenleyen herkese teşekkür ederek, babasıyla geçirdiği güzel anıları anlattı. Gül Kayacan’ın konuşması katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.
Protokol konuşmalarının ardından İsa Kayacan’ın dost ve arkadaşları İsmet Bora Binatlı, Mustafa Ceylan, İsmail Kara, Mustafa Nevruz Sınacı, Aysel Al ve Ahmet Canbaba mikrofon alarak duygularını ve düşüncelerini dile getirdiler…
Anma törenine Türkiye başta olmak üzere Azerbaycan, Telafer ve Kerkük’ten şairler de katıldı. Şairler Davut Kabakoğlu, Sadık Sazıgüzel, Zennun Gamlıgül, Murat Duman, Vedat Fidanboy, Davut Cömert, Bayram Yelen, Galip Kurtoğlu, Songül Dündar, Aydın Yüksel, Durak Turan Düz ve Aida Zeynelova Kayacan için yazmış oldukları şiirleri ve Kayacan’ın yazmış olduğu şiirlerini de seslendirdiler.
Anma töreninde İsa Kayacan’ın yazmış olduğu bestelerde Melih Karakadıoğlu, Ahmet Ulus ve Murat Duman tarafından icra edildi.
Anma töreninin sonunda ise ‘2017 İsa Kayacan Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri’ sahiplerini buldu. Bu yıl ödüller Azerbaycan’dan Elçin İskenderzade, İsmail Kara ve Aysel Al’a verildi. Ödül töreninde katılımcılara da birer onur belgesi verildi. Anma törenine katkılarından dolayı Kerkük Şirketleri Grup Başkanı ve İşadamı Halit Meyyas’a ve programın sunucusu Nermin Yıldız’a birer teşekkür plâketi takdim edildi.
BGC: İSA KAYACAN’I VEFATININ ÜÇÜNCÜ YIL DÖNÜMÜNDE MİNNETLE ANIYOR
Anadolu basınının yılmaz savunucularından, duayen ismi, Burdur sevdalısı Gazeteci -Yazar İsa Kayacan’ın vefatının üçüncü yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Burdur Gazeteciler Cemiyeti  (BGC) yönetim kurulu başkanı Kürşat Tuncel, Kayacan’ın Türk basını ve Burdur için büyük bir değer olduğunu hatırlattı.
Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nden (BGC) yapılan açıklama şöyle:
“1943 yılında Tefenni’nin Ece ilçesinde doğan, vefat ettiği 16 Ekim 2014 tarihine kadar yazının, sanatın içinde kalan, hep bir şeyler üretmeye çalışan İsa Kayacan, Burdur sevgisiyle de öne çıkan bir kişilikti…
‘Anadolu basınının İsa Ağabey’inin’ köşe yazıları başta Burdur basını olmak üzere Anadolu’nun dört bir köşesinde hemen hemen bütün yerel gazetelerde yayımlanıyordu… Kayacan’ın Anadolu gazeteleri dahil 3 bin 150’nin üzerinde gazete ve dergide 35 bin 470 dolayında makalesi yayımlandı.
Gazetelerdeki yazılarının yanısıra yazdığı kitaplar ile kültür hayatımıza büyük katkılar koyan Kayacan,  şiirleri, hikayeleri, denemeleri ile Edebiyat dünyasında da saygın bir isimdi…  Şiir, hikaye, deneme, roman, radyo oyunu, film senaryosu, röportaj, masal, folklor, inceleme, kooperatifçilik ve antoloji konularında olmak üzere 5’i kamu kuruluşlarının yayınları arasında çıkan 116 ayrı kitapla, aylık Ece adlı sanat dergisini 28 sayı yayımladı. TRT’de Program-Belgesel ve Genel Müdür Danışmanlığı yaptı, 11 Bakanın basın danışmanlığını yürüttü.
Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nin de üyesi olan, yaşamı boyunca Burdur basınının yanında olan, yerel basının gelişmesi, Anadolu basınının ayakta kalması için uğraş veren İsa Kayacan’ı rahmetle, minnetle anıyoruz.”
Burdur Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Tuncel açıklamasının son bölümünde Cemiyet yönetiminin İsa Kayacan adına önümüzdeki süreçte geniş çaplı bir organizasyon planladığını belirterek, İsa Kayacan’ın Anadolu basınına, Burdur’da yerel basına yaptığı katkıların daima hatırlanacağını sözlerine ekledi.  (16 Ekim 2017 - Burdur Gündem)
VEFATININ 1.YILINDA PROF. DR. İSA KAYACAN ANILDI
Abdülkadir GÜLER, (09 Kasım 2015)
Prof. Dr. İsa Kayacan ( 20.09.1943) Burdur’un yetiştirdiği tanınmış değerli gazeteci ve araştırmacı yazarlarımızdandı. Vefatının birinci yılında hem Burdur’da ve hem de Ankara’da ailesi, yakınları ve dostları tarafından anıldı. Bu anma törenleri nedeniyle ben de Ankara’daki törenden söz edeceğim.
Türk Dünyası şair-şiir, sanat kültür, edebiyat âlemi ve gazetecilik camiasında sevilen, eğitim faaliyetleri, kültür elçiliği eser, hizmet ve tanıtım komisyonu ile yakından tanınan, Türk gazeteciliğinin duayenleri arasında müstesna bir yeri olan ve İLESAM dâhil birçok sivil toplum gazeteciliğinin kuruluşunda asli ve onun üyelikleri olan Kerkük, Kültür Derneği Kurucusu ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İsa Kayacan vefatının birinci yılında anıldı. Bu anma töreninde Kerkük Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, araştırmacı yazar Mustafa Nevruz Sınacı, Şair, yazar ve araştırmacı Mustafa Ceylan, Şair İsmail Kara, yazar Arzu Kök ve İsa Kayacan’ın kızlarından Gül ve Seçil Kayacan, bestekâr Murat Duman ile birlikte hazırladıkları bu anma töreni 17 Ekim 2015 cumartesi günü Ankara’da Türk- İş Konfederasyonu Konferans salonunda gerçekleşti. Anma toplantısında Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, şair-yazar Abdullah Satoğlu, HAKAK Genel Başkanı İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Halk Bilimci araştırmacı yazar Nal Tan, araştırmacı yazar Hayrettin İvgin, şair İsmet Bora Binatlı, Eski milletvekili ve devlet Bakanlarımızdan Hasan Ekinci ve D. Halit Dağlı, şair Vedat Fidanboylu  ve çok sayıda Ankara ve Ankara dışından gelenler İsa Kayacan’ın şair ve yazar arkadaşları, dostları ve sevenleri hazır bulundular. Açılış ve saygı duruşu,  İstiklal Marşı’ndan sonra Dr. Şemsettin Küzeci tarafından günün anlamına uygun kısa ve özlü bir konuşma yaptılar. Bu adada bir panel düzenlendi. Panelde Yekta Güngör Özden, Abdullah Satoğlu, Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı,  Mustafa Ceylan, İrfan Ünver Nasrattınoğlu ve Dr. Şemsettin Küzeci’nin bulunduğu bu panelde Gazeteci ve araştırmacı yazar İsa Kayacan’ın hayatı, serleri ve gazeteciliği konusunda konuşmalar yaptılar. Bu arada eski milletvekili ve Eski Orman Bakanlarımızdan Hasan Ekinci ve Eski Devlet Bakanı Dr. Halit Dağlı da birer konuşma yaptılar. Çünkü İsa Kayacan uzun yıllar bu her iki Bakanın yanında basın danışmanı olarak görev almışlardı. Dr. Halit Dağlı, İsa Kayacan’la ilgili anılarından söz ederken aynen şunları söyledi:
“İsa Kayacan, benim basın danışmanım idi, Basın danışmanı olarak çalıştı.12 Eylül 1981 kadar birlikte olduk.  Bakanlıktan ayrıldığım zaman da yine beni hiç unutmadı, her hafta beni arıyor ve hal- hatırımı soruyordu. Vefalı bir insandı, çok dürüst ve çalışkandı, düzenli güvenilir bir insandı. İşini düzgün ve severek yapıyordu. Bu arada bu satırların yazarı tarafından (Abdülkadir Güler) İsa Kayacan’la ilgili anılarını anlatı bir şiirle sözlerini tamamladı. İkramdan sonra bir hoca tarafından Kur’an okuyarak İsa Kayacan’ın ruhu dualarla yâd edildi. Yapılan konuşmalardan sonra şiirler okundu. Ve İsa Kayacan’ın vefanın birinci yıl dönümünde saygıyla ve rahmetle anıldı.
Gazeteci araştırmacı yazar Prof.Dr. İsa Kayacan 10.09.1943 Burdur ili Tefenni İlçesinin ECE köyünde doğmuştu. Türk basının usta, çalışkan ve üretken bir duayeni idi. Anadolu’nun 60 il ve 450 ilçesinde yayımlanan birçok dergi ve gazetelerinde şiir, sanat, edebiyat, tanıtım, eleştiri, öykü, roman, araştırmacı, inceleme, gezi, fıkra, halk bilimi (folklor) atasözleri, deyimler, maniler, bilmeceler,    röportaj, radyo oyunları ve tiyatro gibi konularda   binlerce makale yazdı ve bunları irili ufaklı  135 parça kitaplarda topladı. (yazdığı makalelerin sayısı 35.470’dir / “İşte Hayatım” İsa Kayacan Ankara 2004,s:718). Yazılarının yer aldığı gazete ve dergilerden bazıları: Tercüman, Zafer, Adalet, Son Havadis, Tasvir, Yeni Tanin, Yenigün, Hür Anadolu, Başkent, Gündem, Sonsöz, 24 Saat, Olay, Bugün, Orta Doğu,  Hergün, Ulus, Memleket, Yeni İstanbul, Ankara Ticaret, Anayurt ve Belde gibi gazeteler. Yazdığı dergiler de şunlardır: Ajans Türk, Ana, Alkış, Avcı Rastgeli, Bakış, Çocuk ve Yuva, Aydın Efesi, Çağrı,  Çaba, Ece, Beşparmak, Sarızeybek, Yunus Emre, Günün Kadını, Halk Kültür Pınarı, Kemalist Ülkü, Gülpınar, Güvercin, İlk Kurşun, Sevgi Yolu,  Köy,Tarım, Ziraat, Karınca,Defne, Yeni Defne, Milli Şuur, Postel-Tel, Sanat Dünyamız, Size, Tarla; Türk Yurdu,Milli Kültür,Türkiye, Türk Basın Birliği, Türk Folklor Araştırmaları,Yeni Batı Trakya, Yelken gibi   dergilerde de  yazı  ve  şiirleri,sanat ve kültürle ilgili yazıları yayımlandı. Ece Haber Ajansı ve  ECE  dergisini  çıkardı. Anadolu basınının “duayeni veya Yazı Fabrikatörü, Anadolu basını Yazı İmparatoru” diye anıldı. En son yayınlanan eseri  “Kadın Destanı” ‘adını taşıyordu.( Denizli Ticaret Odası 2014).Bu kitabını bana imzalamadan göndermişlerdi. Hasta ve rahatsız olduğunu anlamıştım.
İsa Kayacan Türk kültürü ve Azerbaycan kültürüne yaptığı hizmetlerden dolayı Bakü Üniversitesi Reaktörlüğü ve VEKTOR Uluslararası İlim Merkezi Başkanlığının, ilmi şuraları kararıyla 19 ve 20 Haziran 2003 tarihlerinde, iki ayrı  “Doktora” Diploması ve Beynelmilel Türk Dünyasına Hizmet  Diploması  ve Profesörlük unvanları verildi. Basın ve yayın hayatında birçok ödüller aldı, Aldığı ödüllerden bazıları şunlardır: Çeşitli kuruluşlardan 41 onurluk,66 onur belgesi,3enef, takdir ve onun belgesi, Basında 25 yılın Şeref Ödülü,(üç kez) MPM Verimliliği Katkı Ödülü, Türk Folkloruna Hizmet Ödülü, Irak Türkmenlerine Hizmet Ödüllü, Türk Kültürüne ve Türk Edebiyatına Hizmet Ödülü, İsa Kayacan’ın Bakanlıklar arasında en çalışkan ve Başarılı Basın Danışmanı, üç kez yılın yazarı, yılın şairi, Yılın editörü,” Türkiye’de en çok kitap tanıtan ve Dağıtan Yılın Yazarı “,Merkezi Azerbaycan’da bulunan “Dünya Genç Türk Yazarları Birliği Hizmet Ödülü “gibi ödüller almıştır.  Yine Burdur Belediyesi ve Tefenni Belediyesinin almış olduğu meclis kararlarıyla Burdur ve Tefenni de adı caddelere ve sokaklara verilmiştir. İsa Kayacan sürekli Basın Kartı sahibidir.
İsa Kayacan’ın üç önemli isteği vardı: Yazılarından dolayı Günis Rekorlar kitabına girmek, PTT Genel Müdürlüğü tarafından adına bir pul basmak ve Burdur’da heykelinin dikilmesini istiyordu. Ne yazık bu üç arzusu da gerçekleşmedi. Şimdi Burdur veya Tefenni Belediyesinden bir ricamız olacak: İsa Kayacan’ın Burdur’da bir heykelinin yapılmasını diliyoruz. İsa Kayacan’ı hizmetleriyle genç kuşaklarımıza tanıtmalıyız. Vefatının birinci yılında sevgili kadim dostum İsa Kayacan’ı saygıyla ve rahmetle anıyor, mekânı cennet olsun diyorum.

17 Ekim 2016 Pazartesi

VEFATININ 2. YILINDA ANADOLU BASININ İMPARATORU İSA KAYACAN ANKARA’DA ANILDI & Dr. Şemsettin Küzeci

VEFATININ 2. YILINDA
ANADOLU BASININ İMPARATORU
İSA KAYACAN ANKARA’DA ANILDI
Dr. Şemsettin Küzeci
Anadolu Basınının öncüsü Prof. Dr. İsa Kayacan vefatının 2. Yılında Kurucusu ve Genel Başkan yardımcılığı yaptığı Kerkük Kültür Derneği tarafından düzenlenen ve İLESAM ile Ailesinin katkılarıyla 15 Ekim 2016 tarihinde İLESAM merkez binasında severlerinin katkılarıyla anıldı.

Anam toplantısına Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın ve AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan ve çok sayıda şair, yazar ve İsa Kayacan severleri katıldı. Açılış konuşmasından önce İsa Kayacan’ın Torunu Nazlı Aykut anma toplantısının sunuculuğunu yaparak,  Kayacan’ın yazmış olduğu “Selam Olsun” başlıklı şiiriyle açılış yaptı. Nazlı’nın o duygu yüklü sesiyle şiiri güzel bir şekilde yorumladı. Ulu önder Atatürk ve Silah arkadaşlarıyla tüm şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Ardından da İLESAM Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız ve Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci birer açılış konuşması yaparak, anama toplantısının önemine ve İsa Kayacan ile kısaca anılarına değindiler.

PROTOKOL KONUŞMALARI
Protokol konuşmalarında Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın İsa Kayacan’ın hayatından kesitler anlattı. Ve 11 Devlet Bakanına Basın müşavirliği yaptığı İsa Kayacan büyük bir rekor sahibi olduğunu vurguladı. Ayrıca 40.000 civarında makale, haber ve tanıtım yazıları yayınlaması “Guinness” rekorlar kitabına girmeyi çoktan hak etmiştir. Türkiye ev Türk dünyasında Başta 2 Fahri doktora ile bir Fahri Profesörlük olmak üzere, 500 civarında çeşitli aldığı ödül, plaket, onur, teşekkür vs. ödülleri onun çalışmaları ne kadar değerli olduğunun bir göstergesidir dedi. AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan ise, Kayacan ile yaklaşık 40 yıllık bir dostluğunun olduğunu devlet kademelerinde beraber mesai yaptıklarını ve Kayacan’ın bir dürüst ve çalışkan devlet adamı olduğunu altını çizdi. İLESAM, Kerkük Kültür Derneği ve Kayacan ailesine teşekkür etti.

İSA KAYACAN TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET ÖDÜLLERİ
2016 yılından itibaren Kerkük Kültür Derneği tarafından verilen “İsa Kayacan Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri” ilk kez olarak bu toplantıda dağıtıldı. 2016 yılı Hizmet Ödülleri İsa Kayacan’ın dört yakın meslektaşına takdim edildi. Gerekçeleriyle birlikte ödül alanlar şöyle:

-ŞAİR YAZAR. MUSTAFA CEYLAN,
Kayacan’ın sağlığında geniş kapsamlı bir araştırma yaparak, “Destanlaşan Köylü İsa Kayacan” adlı eseri yazan, şair ve yazar. Ödülünü İsa Kayacan’ın Kızı Gül Kayacan takdim etti.

- GAZETECİ, YAZAR: MUSTAFA NEVRUZ SINACI,
Kayacan’ın kurduğu Ece Haber Ajansı’nı yürüten, Kayacan’la ilgili web sitelerini kuran ve yöneten, O’nun çalışmalarını, eser ve hizmetlerini bütün dünyaya yayan, duyuran ve bu misyonunu aralıksız sürdüren; yakın dostu, gazeteci-yazar. Ödülünü İLESAM Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız sundu.

- PROF. DR. TAMİLLA ALİYEVA (AZERBAYCAN),
Başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere tüm Türk dünyasına İsa Kayacan’ın çalışmalarının duyuran, Kayacan’ın eserlerini yazıları tanıtılmasına ışık tutan bilim insanı, akademisyen, araştırmacı şair ve yazar.  Ödülü AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan takdim etti.

-GAZETECİ: AHMET TEKEŞ,
Görev yaptığı gazete ve dergilerde, İsa Kayacan ve önerdiği arkadaşlarının yazılarına kucak açan; yeni gazeteci, şair ve yazarların yetişmesine ve gelişmesine önderlik eden kadim Kayacan dostu gazeteci ve yazar. Ödülü Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın sundu.

İSA KAYACAN AİLESİNE İLESAM’DAN ONUR PLAKETİ
Uzun yıllar boyu İLESAM’a ve Türk kültürüne sunmuş olduğu hizmetlerinden dolayı vefatının 2. Yıldönümünde İLESAM kurumu adına Başkan Mehmet Nuri Parmaksız Kayacan’ın Ailesine bir Onur Plaketi takdim etti. Plaketi Kayacan ailesı adına Küçük kızı Gül Kayacan aldı.

İSA KAYACAN ŞİİR ŞÖLENİ
Anma programının ikinci bölümünde İsa Kayacan’ın şiirleri ve hakkında yazılan şiirler şair dostları tarafından seslendirildi. Dilek başlıklı şiirini Şair ve İLESAM Yönetim Kurulu üyesi İlter Yeşilay seslendirdi. Daha sonra; Durak Turan, İsmail Kara, Mustafa Ceylan, Celal Ogan, Şakir Susuz, Nusret Turan, Ali Kemal, Murat Duman, Vedat Fidanboy, Bayram Yelen, Bekir Yeğnidemir, Arife Aslan, Papatya Sibel, Davut Comart, Orhan Vergili, Sadettin Kılıç, Gazi Bayram Topçu, Ozan Elifce, Sevinç Doğancan Güven, Tuncer Ulusoy, Ertuğrul Yılmaz, Sadık Kılıç, Hayrettin Gültekin ve başkaları… Şiirleriyle ve anlamlı konuşmalarıyla İsa Kayacan’ı güzel bir şekilde anlattılar.

ORTAK ONUR BELGELERİ
Isa Kayacan anma toplantısına katılan başta Bakan Halil Şıvgın ve Milletvekili Nevzat Ceylan olmak üzere tüm katılımcı şair ve konuşmacılara İLESAM belgesiyle Kerkük Kültür Derneği’nin ortak onur belgeleri takdim edildi.

TELGRAFLAR
Merkezi İzmir’de bulunana kısa adı KIBATEK olan Kıbrıs-Irak- Balkanlar ve Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu İsa Kayacan’ın anısına bir telgraf gönderdi. Onursal başkan Feyyaz Sağlamın imzasını taşıyan telgrafta “ Türk Dünyası’nın unutulmaz sevdalılarından hocamız, ağabeyimiz Prof. Dr. İsa Kayacan için düzenlenene anma toplantısın katılan tüm dostlarıma ve ailesine saygılar ve teşekkürlerimi iletiliyorum” dedi.

DEVA ARKADAŞI OSMAN OKTAY
Şair ve yazar Osman Oktay için Kayacan, hemşeri olmasının ötesinde dost canlısı olarak bilinen, arkadaşı, ağabey, güzel insan vefakâr timsali, gazeteci, şair ve yazar İsa Kayacan “ O bir şeyler üretip yazanları, yayınlananları tanıtır, teşvik eder, desteklerdi. Görüyorum ki dostları da onu unutmuyor. Bu vesileyle ilesine, dostlarına ve bu toplantıyı tertip edenlere selam ve teşekkür ediyorum” dedi.

IRAK TÜRKMENLERİ DE KAYACAN’I UNUTMADI
1970 yıllarından beri Orta Asya ve Kerkük Türkleriyle yakından ilgilenen ve onlarla edebi mektuplar vesilesiyle kaynaşan ve işbirliği yapan Kayacan ve 1999 yılından bu yana Irak Türkmen davasına değer veren ve haklı milli davalarında destek vererek yaklaşık 1500 civarında makale, haber ve tanıtım yazıları yayınlayan İsa Kayacan2ı Irak Türkmenleri de unutmadı. Kerkük Kültür Derneği her zaman olduğu gibi Kayacan’ın düşünceleri ve fikirleri doğrultusunda hareket etti. Türkmeneli Kültür Merkezi Başkanı Dr. Mustafa Ziya da toplantıya bir telgraf ve demet çiçek göndererek Irak Türkmenleri adına Kayacan’ı yad etti.

21 Eylül 2016 Çarşamba

ÖNEMLİ DUYURU & HABER // Prof. Dr. İsa KAYACAN "Vefatı’nın İkinci Yıldönümünde" Ankara’da Anılacak


Prof. Dr. İsa KAYACAN
Vefatı’nın İkinci Yıldönümünde
Ankara’da Anılacak

Türk, edebiyat, sanat, basın ve kültür dünyasının değerli isimlerinden; 15 Ekim 2014 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. İsa KAYACAN; Ailesi, dostları, sevenleri, arkadaşları, hizmet verdiği çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından vefatının ikinci yıldönümünde; Kurucu üyesi olduğu “Kerkük Kültür Derneği” ve “Türk Dünyası Kültür - Sanat Plâtformu” öncülüğünde gerçekleştirilecek özgün etkinliklerle anılacak. Ayrıca, Kerkük Kültür Derneği tarafından, bu yıl ihdas edilen ve zamanla geleneksel bir sürece dönüştürülmek üzere: “İsa Kayacan Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri” verilecektir.

Bu Yılın Anma Toplantısı İLESAM’da
Prof. Dr. İsa KAYACAN’ı anma toplantılarının ikincisi 15 Ekim 2016 – Cumartesi günü, Saat: 14.00 – 17.00 arası: İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Merkezi, İzmir 1. Cadde No: 33 / 16 – Aydın Apartmanı, Kat: 4, Kızılay / Ankara adresinde yapılacaktır.

Belirtilen tarih, yer ve saatte sizlerle birlikte olmaktan onur duyacağız.


                                                                                                        Dr. Şemsettin KÜZECİ
                                                                   Kerkük Kültür Derneği
                                                                     Yönetim Kurulu Başkanı
İLETİŞİM;
(0533 255 26 60) & (0541 336 62 68)
İLESAM; Tel: 0 312. 419 49 38 – Faks: 0 312. 419 49 39

22 Aralık 2014 Pazartesi

Türk dünyasına saygı ile sunulur: Kim bilir, belki bu son yazımdır!.. Özdemir HÜRMÜZLÜ

Türk dünyasına saygı ile sunulur: Kim bilir, belkide bu son yazımdır!.. 
Özdemir HÜRMÜZLÜ
Özdemir HÜRMÜZLÜ
Bu yazıyı yazmak için biraz bekledim çünkü yazarlık hayatım boyunca hiç bu kadar kötümser yazı yazdığımı hiç hatırlamıyorum. 
Bu yazıyı yazmak milli bir görev olduğu inancından yola çıkarak yazma kararını verdim,zira bugün Kerkük’te neler olduğunu Türk dünyası kamuoyu paylaşma önemli olduğunu kanaatine vardım.
Irak parlamento başkanı Kerkük ziyareti ve Irak Türkmen Cephesi genel başkanın Erşat Salihi Kürt meclis üyeleriyle yaşanan Kerkük kimliği tartışmasının ardından kentte etnik çatışmasının yeniden alevlenmesine neden oldu.
Bugün Kerkük’te Kürt gruplar Kürt bayrağı günü kutlandı, Türkmen ve Kürt öğrencileri arasında çatışma yaşanmasın diye Kerkük Üniversitesi rektörlüğü tatil ilan etti, ama yine de Kürt öğrencileri kararı delip üniversite içinde kutlama yaptı bununla yetinmedi öğrenci yurdunda Arap öğrencilerini kışkırtmasının ardından kanlı çatışma yaşandı, çatışmada onlarca öğrenci yaralandı. 
KERKÜK'E, MUTLAKA SAHİP ÇIKMAK GEREK
Ama olayın aslı akşam saatlerinde yaşandı, Kürt gruplarına bağlı uzun bir konvoy ellerinde Kürt bayrağı ve ağır silahlar rastgele havaya ateş açıtılar, önce ITC Kerkük İl başkanlığı önünde caddeyi kesip havaya binlerce kurşun açtılar sonra benim devam ettiğim ITC genel başkanlığı önünü kesip havaya ateş açtılar.
Hayatım boyunca Allah’ın gücünü ve Türklüğümün gücünü arkama alarak hiç korkmadım hiç umudumu yitirmedim bu kadar olayların içinde yaşayan bir Türk olarak her gün umutla yatıp umutla kalkıyorum,ama ilk kes kendimi bugün güçsüz his ettim,buda akşamdan beri beni çok etkiledi.
Bana ne Türkiye güçlü bir devletti güçlü bir ordusu var bana ne Türk Cumhuriyetleri var Türk dünyası var eğer böyle bir günde bana sahip çıkmıyorsa ne işe yarar,Allah’tan bugün Türkmen yetkilileri deyimi yerindeyse çok akıllı bir davranış yaptılar kendilerini kışkırtmaya karşı milleti soğukkanlı davranmalarını istedi ve başarıldı, yoksa bugün Kerkük kan gölüne dönüşürdü?
300 milyon Türk’ün olduğu bir dünyada, Irak Türkmenleri'nin bu kadar zayıf, güçsüz, sahipsiz ve korumasız duruma düşmelerini düşündükçe kahır oluyorum.
Aylarca yazıyoruz çiziyoruz bir millet yok oluyor anlatmaya çalışıyoruz, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Kamuoyu zehirli ayakkabı, dolarlı boş ayakkabı ve paralel devlet gibi boş meselelerle meşgul etmeye gayret ediyorlar.
Düşün ki bir yerde yaşıyorsun her an ölümle karşı karşıyasın artık ölüme meydan okuyoruz ve bundan sonra yazı yazdıysam demek ki çok güçlüyüm ama bugün bu güçsüz duruma düşünce 7 bin yıla sahip olan bir millete asla yakıştıramadım. 

2 Aralık 2014 Salı

300 UYGUR TÜRKÜ TÜRKİYE'YE GETİRİLSİN İKİNCİ BORALTAN FACİASI YAŞANMASIN

DÜNYA TÜRKLÜĞÜ'NÜN HAMİSİ VE YEGÂNE SORUMLUSU TÜRKİYE'DİR. 
(Prof. Dr. İSA KAYACAN)
Tayland'da  mülteci olarak bulunan 300  Uygur  Türkü  Acilen Türkiye'ye  getirilmeli, Türk  olmayan Ezidi Kürt, Suriyeli  Arap.. birçok  topluluğa   kapılarını açan Türkiye On binlerce imzaya rağmen kendi kanından olan   Tayland'da  mülteci hayatı  yaşayıp  Çin'e  iadeyle yüz yüze olan Uygur Türklerine sahip çıkmalı, 2. Boraltan faciasının yaşanmasına izin vermemelidir.
Boraltan  Faciası,  Dünya Türklüğün  hafızalarında   kapanması  zor yaralar açmış bir faciadır. Bu facianın yaşandığı yıllar  Milli şef ismet İnönü dönemidir. Olay İkinci Dünya Savaşı sırasında Stalin yönetiminin acımasız baskılarına dayanamayan bir grup Azeri Türk'ü, "öz kardeş" saydıkları Türkiye'ye sığınmaya karar verip yola çıkıyorlar. Orada uğradıkları baskınlar sebebiyle arkaları sıra mezar taşlarından izler bırakarak, nihayet Aras Nehri'nin üzerinde bulunan Boraltan Köprüsü'nü (Iğdır) geçiyorlar ve Türk sınır karakoluna sığınıyorlar.
Artık kurtulduklarını, özgürlüğe kavuştuklarını düşünen 146 Azeri Türk'ü son derece mutludur, sevinçlidir.
Karakoldaki Mehmetçikler, başka Karakol Komutanı olmak üzere, Azeri kardeşlerini bağırlarına basıyor, ekmeklerini onlarla bölüşüyor, yataklarını ikram ediyorlar. 146 soydaşın hayatlarını kurtardıklarını düşünerek onlar da mutlu oluyor.
Sevinmekte acele ettikleri kısa bir süre sonra anlaşılıyor. Zira Karakol Komutanı'nın üstlerine yazdığı mektuba gelen şifreli cevap, tamı tamına bir "kara haber"dir:
"Karakolunuza sığınan Azerileri derhal Sovyet yetkililerine teslim edin!"
Komutan bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünüyor. İnsan, öldürüleceğini bile bile kardeşini düşmana teslim eder mi? Buna vicdan dayanabilir mi?
Daha tafsilatlı olarak durumu bir kez daha bildiriyor, fakat gelen cevap aynıdır:
"Derhal teslim edin!"
Hâlâ inanamıyorlar. Ama Ankara'nın emri kesindir. Karakol Komutanı'nın ve karakoldaki askerlerin tüm itirazları, Azerilerin tüm yalvarışları, Ankara'daki sağır sultanları yumuşatamıyor: "Derhal teslim edin, yoksa vatana ihanetle yargılanacaksınız."
Hangisi "vatana ihanet" acaba?.. Mazlum insanları ölüme göndermek mi, yoksa göndermemek mi? Azerilerin lideri Karakol Komutanı'na yalvarıyor:
"Bizi siz kurşuna dizin, ama Moskof'a teslim etmeyin. Öleceksek, ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı Anadolu topraklarında ölelim."
Komutan ağlıyor, askerler ağlıyor, Azeriler ağlıyor. Ankara'daki yöneticiler ise, Stalin'le aralarında bir pürüz olmaması için soydaşlarını kurban etmeye çoktan karar vermişlerdir.
Kendisine "Milli Şef" dedirten ve kendisini "Milli kahraman" ilân ettiren İsmet İnönü ise şöyle buyurmuştur: "Sovyetler Birliği ile aramızda bir pürüz istemiyorum. Bir daha böyle küçük meselelerle beni meşgul etmeyin."
146 kardeşin göz göre göre, hem de en kalleş biçimde, sırf Stalin'in otoritesini sarsmamak için ölüme gönderilmesi "küçük mesele" ise "büyük mesele" nedir? Ne pahasına olursa olsun, iktidarda kalmak mı?
Hiçbir şey Ankara'yı kararından döndüremiyor. Çaresiz kalan Karakol Komutanı, "Bizi siz kurşuna dizin" diye yalvararak ağlayan 146 Azeri'yi gözyaşları içinde Kızılordu görevlilerine teslim ediyor.
Boraltan Köprüsü'nün bir ucu Türk toprağında, bir ucu Sovyet toprağındadır. Azeri kafilesi, Boraltan Köprüsü'nü yarıladıkları sırada, karşıdan yaylım ateşe tutuluyorlar. Buna rağmen, çoğunun son sözleri, "Yaşasın Türkiye" oluyor. Hepsi ölüyor.
Yıllar sonra Azeri şair Elmas Yıldırım, bir zamanlar Boraltan Köprüsü'nde yaşanan derin acıyı "Dönek Kardaş" isimli şiirinde şöyle dillendirecektir:
"Bizi siz öldürün, vermeyin Rus'a,
"Yakışmaz Türklüğe, sığmaz namusa.
"Vahşete göz yumup silkmeyin omuz,
"Bizi siz öldürün, varsa suçumuz.
"Men ne diyem o vefasız dağlara,
"Öz gardaşı dönek olan ağlara."
Kızıl Orduya teslim edilen sığınmacıların hali, Türkiye tarafından dürbünle seyredenlerin ifadesine göre şöyle cereyan etmiştir ;
"Sovyet askerleri, etraflarını sardılar. Düz bir çayırlığa götürdüler. Gümrü tarafından bir otomobil geldi. Arabadan iki adam indi. Gençleri toplayıp, ellerini kollarını sallayarak bir şeyler konuştular. Ama ne konuştukları bilinmiyor. Yarım saatlik bir konuşmanın ardından Gümrü tarafından üç tank çıktı. Hepsini üç sıraya dizdiler. Sadece iki kadını ayırıp otomobil ile gönderdiler. Tanklarla sıra başlarından gençleri acımadan ezmeye başladılar. Kaçmaya çalışanları askerler süngüleyip tankların altına atıyordu. Onları oracıkta katlettiler."
Bu hadise Azerbaycan  Türkleri arasında derin üzüntüye yol açtı. Anavatan deyip sığındıkları  ülkeden çıkartılarak Kızıl Ordunun süngü ve paletleri altında can vermeleri gönüllerde, bu güne kadar  silinmez yaralar açtı. Halk mülteci Azeri 'kardaşları'nı bağırlarına basmıştı ama Çankaya'da oturan sözde Türkçü zatın şu demeci Balkanlardan Kafkasya'ya kadar hemen her Türk'ü sersemletmişti:
"Misak-ı Milli hudutları dışında Türk unsuru kabul etmiyoruz!"
Ne anlama geliyordu bu tuhaf söz? Yoksa "Yurtta sulh, cihanda sulh"ün aynı zatın kafasındaki anlamı, 'Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür, dışındakilerin canları cehenneme' gibi tasfiyeci bir denklem miydi?
Buna benzer bir faciada Balkanlarda yaşanmıştır. Makedonya'da (eski deyişle Yugoslavya'da) geçmiştir.
Üsküplü Müslüman Türkler, haklarını korumak üzere 1945'te bir direniş örgütü kurarlar. Yücelciler adını alan örgütün hikayesi ve hakkındaki bilgi sayesinde ulaştığımız Mehmed Ardıcı'nın "Yücelciler 1947" adını taşıyan değerli hatıratından başka bir vesileyle bahsetmek isterim. Ancak bugün Makedonya'daki haklarımızı korumak için kurulan ve Üsküp Başkonsolosumuz Emin Vefa Gerçek'in de haberdar ve bağlantı halinde olduğu bu örgüte yapılan ihanete dikkatinizi çekmek istiyorum.
Ardıcı, Nazi kamplarında ölenlere ağlayan aydınlarımıza, burunlarının dibinde, Makedonya'da bunca Müslüman'ın boğazlanması karşısında neden kıllarını kıpırdatmadıklarını soruyor haklı olarak. "Yarınki Balkanlarda siyasî haritayı değiştirebilecek güç sıfıra indirilirken sizler de göz yumdunuz" diyor.
Üsküp Konsolosumuzla irtibat halinde örgütlenen Yücelciler ihbar edilir ve yakalanıp işkence altında sorgulanırlar. Hücresinde şu yakıcı cümleler dökülür yazarın ağzından: "Bizler, yıktırılmış bir cihan devletinin kabul edilmemiş bir mirasıyız. Şimdiye dek namuslu kalabilmişsek Osmanlılığımıza borçluyuz. Kurtuluş ümidimi geri getiren işte bu."
Türkiye'den ses yoktur.
Mahkemeden 4 idam kararı çıkar, 2-20 yıl arasında çeşitli hapis cezaları.. Makedonyalı Türkler kararlara Türkiye'nin tepkisini beklemektedir. Türkiye'den yine ses yoktur.
Arkadaşları Şuayip, Ali, Nazmi ve Adem idam edilirler. Yine ses yok.
Oysa teşkilat kurulurken kendilerine "Nüveyi oluşturun. Talimatlarımızı tatbik edecek, bilgi alabileceğimiz bir grubun varlığını bilmek istiyoruz" diye haber yollayan da Türk Konsolosudur. Bunun anlamı, "Ben sizi tanımıyorum, siz de beni" repliğidir.
Mehmed Ardıcı'nın şu sözlerini içimiz yanarak okuyoruz:
"Açıkça söylüyorum: Türkiye'nin kulaklarını tıkayarak oturması ne acıdır ki, devrin siyasi liderinden sadır olan 'Misak-ı Milli hudutlarının dışında Türk unsuru kabul etmiyoruz' kelamı, karşımızdakilerin teşvik görmesi, aferinleri manasındadır."
Makedonya'daki Türklere önce umut verilip sonra temizlenmesine ses çıkarılmaması olayı tek değil ki. Boraltan faciası ile aynı yılda, Romanya'ya iltica etmiş olan 20-30 bin civarındaki Kırım Tatarının Türkiye'ye sığınma talebine ret cevabı veren de aynı İsmet Paşa zihniyeti değil miydi?
Bugün   Tayland'da mülteci  olan  Uygur Türkleri  2. Boraltan  faciasıyla  karşı karşıyadır.  Eğer Çine iade  edilirlerse  Boraltan  faciasındaki gibi  idam edilecekler,Peki  Boraltan  faciasından dolayı  Milli  şef   İnönü dönemini eleştiren AKP  hükümeti,milli şef İnönü'yle aynı konuma düşecektir  zaten  AKP  hükümeti  Irakta  Türkmenleri   Türkmen   katili Barzani  ve   IŞİD'in zulmüne  terk etmişdi.
Yücel TANAY