12 Ekim 2016 Çarşamba

“Kerkük Kültür Derneği ile Türk Dünyası Kültür-Sanat Plâtformu” Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci; PROF. DR. İSA KAYACAN “TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET” ÖDÜLLERİNİ AÇIKLADI

PROF. DR. İSA KAYACAN
“TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET”
ÖDÜLLERİ AÇIKLANDI
Anadolu Basını’nın Duayenlerinden, Edebiyat - Kültür ve Sanat öncüsü Prof. Dr. İsa Kayacan, aramızdan ayrılışının ikinci (2.) yıldönümünde anılacak.
Kayacan, kurucu üyesi olduğu “Kerkük Kültür Derneği ile Türk Dünyası Kültür-Sanat Plâtformu” Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci; Basına ve kamuoyuna yaptığı açıklamada: “Unutulmayan dostumuz İsa Kayacan’ı unutmadık ve unutmayacağız. Sadece anmakla da kalmayacağız. Bu bağlamda, Dernek yönetim kurulumuz, aldığı bir kararla, bu yıldan itibaren “İsa Kayacan; Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri” verecektir” dedi.
Daha önce duyurulduğu üzere İsa Kayacan’ı Anma Programı ve “Ödül Töreni”, 15 Ekim 2016 Cumartesi günü saat 14 00 de İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Merkez binasında yapılacaktır.
BU YILIN ÖDÜL SAHİPLERİ:
Küzeci, bu yılın ödül sahiplerini de açıkladı. Buna göre:
1.Kayacan’ın sağlığında geniş kapsamlı bir araştırma yaparak, “Destanlaşan Köylü İsa Kayacan” adlı eseri yazan: Mustafa CEYLAN,
2.Kayacan’ın kurduğu Ece Haber Ajansı’nı yürüten, Kayacan’la ilgili web sitelerini kuran ve yöneten, O’nun çalışmalarını, eser ve hizmetlerini bütün dünyaya yayan, duyuran ve bu misyonunu aralıksız sürdüren; Yakın dostu, gazeteci-yazar: Mustafa Nevruz SINACI,
3.Başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere tüm Türk dünyasına İsa Kayacan’ın çalışmalarının duyurulması, eserleriyle tanıtılmasında yazıları ile ışık tutan bilim insanı, yazar:  Prof. Dr. Tamilla ALİYEVA (Azerbaycan),
4.Görev yaptığı Gazete ve Dergilerde, İsa Kayacan ve önerdiği arkadaşlarının yazılarına kucak açan; Yeni Gazeteci, Şair ve Yazarların yetişmesine ve gelişmesine önderlik eden kadim Kayacan dostu: Gazeteci Ahmet TEKEŞ

21 Eylül 2016 Çarşamba

ÖNEMLİ DUYURU & HABER // Prof. Dr. İsa KAYACAN "Vefatı’nın İkinci Yıldönümünde" Ankara’da Anılacak


Prof. Dr. İsa KAYACAN
Vefatı’nın İkinci Yıldönümünde
Ankara’da Anılacak

Türk, edebiyat, sanat, basın ve kültür dünyasının değerli isimlerinden; 15 Ekim 2014 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. İsa KAYACAN; Ailesi, dostları, sevenleri, arkadaşları, hizmet verdiği çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından vefatının ikinci yıldönümünde; Kurucu üyesi olduğu “Kerkük Kültür Derneği” ve “Türk Dünyası Kültür - Sanat Plâtformu” öncülüğünde gerçekleştirilecek özgün etkinliklerle anılacak. Ayrıca, Kerkük Kültür Derneği tarafından, bu yıl ihdas edilen ve zamanla geleneksel bir sürece dönüştürülmek üzere: “İsa Kayacan Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri” verilecektir.

Bu Yılın Anma Toplantısı İLESAM’da
Prof. Dr. İsa KAYACAN’ı anma toplantılarının ikincisi 15 Ekim 2016 – Cumartesi günü, Saat: 14.00 – 17.00 arası: İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Merkezi, İzmir 1. Cadde No: 33 / 16 – Aydın Apartmanı, Kat: 4, Kızılay / Ankara adresinde yapılacaktır.

Belirtilen tarih, yer ve saatte sizlerle birlikte olmaktan onur duyacağız.


                                                                                                        Dr. Şemsettin KÜZECİ
                                                                   Kerkük Kültür Derneği
                                                                     Yönetim Kurulu Başkanı
İLETİŞİM;
(0533 255 26 60) & (0541 336 62 68)
İLESAM; Tel: 0 312. 419 49 38 – Faks: 0 312. 419 49 39

29 Ağustos 2016 Pazartesi

“Tigranizm Hocalı`da” & TÜRK DÜNYASININ USTA KALEMİ ELUCA ATALI’DAN DEV ESER!

[SWE-TURK29 AĞU 20160 COMMENT]
Ömrünü Türk Dünyasına adamış bir yazar, araştırmacı ve Tarihci.Can Azerbaycan’dan orta Asyaya Türkiyeden avrupaya yazdığı eserler ile kendini kanıtlamış, aldığı ödüller ve yazdığı kitaplarla Türk dünyasının gurur olan Eluca ATALI son eseri  “Tigranizm Hocalı`da” adlı dram tütündeki kitabı ile kitapseverler ile buluşuyor!
Eluca Atalı`nın “Tigranizm Hocalı`da” adlı kitabı dram türünde yazılmış, 5 perde 9 kısımdan oluşuyor. Eserde ermeni hasleti(soykırımı), onun yüzyıllar boyunca komşuları türklere karşı yaptıkları ihanet ve amansızlık, tarihi olgulara dayanarak akıcı bir tarzda sanat  şeklinde ve uslubunda verilmiş. Kitabın ilk perdesi olan “Tigran sürüldü, tigranizm sürünüyor” da özellikle bizim çağın yani 50-60 lı yıllarında ermenilerin Roma ve Parfiya devletlerinde yaptıkları ihanet ve amansızlığın ilkin tezahürleri canlandırılıyor.
TİGRANİZM HOCALI'DA...
Cani Andronik`in çar Rusya`sı tarafından satın alınıp, hülyasında denizden denize gemi yüzdürerek Türkiye, Nahçıvan, Batı Azerbaycan, Güney Azerbaycan, Karabağ`da yaptığı aklasığmaz vahşetler yüzyılda ileri seviyde edebi çözümünü bulmuştur.
Olayların bu gidişatı tigranizmin yaşadığını ve bir milletin ruhuna hakim olduğunu ispatlıyor. Olaylar XX yüzyılın 70li yıllarında Karabağ`da Azerbaycan`a ait Alban anıtlarının ermeni kilisesi Eçmiedzin tarafından nasıl çalınmasıyla devam eder.
Temeli Tigran tarafından konulan “Büyük Ermenistan” hülyasının gerçekleşmesi için Karabağ`ın ermeniler tarafından benimsenmesi maksadıyla o zamanki SSRİ KP-nın baş katibi Mihail Gorbaçov`un karısı Raisa`ya ermeniler tarafından rüşvet olarak verilmiş pırlanta yüzük orataya çıkar.
Eserin başındaki bölümlerde ise “Büyük Ermenistan” için yaratılmış “Ermeni can vergisi fonduna” her ay ermenilerin gelirlerinin yüzde beşi kadar para yatırılması ve bu vergiyi ödemeyen ermenilerin Azerbaycan`ın Sumgayıt şehrinde evlerindeyken katledilmesi açıklanıyor.
Hocalı soykırımıyla doruğa ulaşan olaylar, Hocalı olayları zamanı meydana gelmiş yüzlerle vahşetten yalnız biri – Hocalı sakini Ferhat`ın ailesinin şahsında tasvir edilir.
O da açıklanır ki, o aileyi gaddarlıkla mahv edenlerden biri Ferhad`ın kendi çocukluk arkadaşı ve kirvesinin oğlu, Hankendi sakini Seyran Ohanyan`dır.
Roma komutanı Tigran`ın ihanet ve amansız hareketlerinin tasvir edildiği sahneler aynı şekilde Xocalı`da devam ettirilir.
Ermeni kimliği ve hasletiyse Serj Sarkisyan`ın Hocalı faciasından sonra yabancı gazetecilere verdiği basın toplantısında inceliğine kadar gösterilir.
Bir nefeste soluksuz okuyacağınız ve kitaplığınızın baş köşesinden ayırmayacağınız Eluca Atalı`nın “Tigranizm Hocalı`da” adlı kitabını aşağıdaki adreslerden edinebilirsiniz:
http://www.dr.com.tr/Kitap/Tigranizm-Hocalida/Eluca-Atali/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0000000686211

3 Haziran 2016 Cuma

IŞİD'in Irak Türkmenlerine uyguladığı kimyasal soykırım Ali Kerküklü

IŞİD'İN IRAK TÜRKMENLERİNE UYGULADIĞI KİMYASAL SOYKIRIM
Ali Kerküklü
Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı
Bölgeyi kan gölüne döndüren terör örgütü IŞİD, Irak’ın Kerkük kentine bağlı ve Türkmenlerin yaşadığı Tuzehurmatu kasabasına sivillere yönelik kimyasal silah ile saldırdı. Kimyasal silahlarla yapılan saldırı, yaklaşık iki yıldır IŞİD terör örgütünün işgal ettiği Türkmen Köyü Beşir üzerinden gerçekleşti. Terör örgütünün hedefinde ise Türkmen kasabası Tuzehurmatu ve Türkmenler vardı.
Kerkük'ün Tuzehurmatu kasabasının 5 kilometre güneyinde bulunan (Kerkük'e 20 kilometre mesafede) Türkmenlerin yaşadığı Beşir köyüne 2014'te terör örgütü IŞİD militanlarının havan topları ile saldırmış ve Beşir köyünü ele geçirmişti. IŞİD militanları Beşir köyünde yüzlerce masum Türkmen’i hunharca katletmişti.
Terör örgütü IŞİD, Tazehurmatu kasabasına kimyasal madde içeren yerel yapım füzelerle saldırıyor. Sadece son iki ay içerisinde yüzlerce füze Türkmen kasabası Tazehurmatu’yu hedef aldı. Özellikle havanın kararmasıyla birlikte Türkmen kasabasına çok ağır füze saldırıları gerçekleşiyor ve onlarca füze kasabaya düşüyor. Füze saldırılarının ardından füzelerin düştüğü yerlere insanlarda nefes darlığı ve pek çok kişinin vücudunda ağır yanık izleri göründü. Terör örgütü IŞİD’ın attığı füzelerin bazıları kimyasal silah taşıyor.
Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, yaptığı açıklamada IŞİD’in Tuzehurmatu kasabasına fırlattığı bazı havan mermilerinin içerisinde bir tür kimyasal maddenin tespit edildiğini açıklamıştı. Söz konusu saldırı sonucu çok sayıda Türkmen nefes darlığı ve cilt yanığı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.
YETKİLİLER ÖN İNCELEMELERİNDE KLOR VE HARDAL GAZI KULLANILDIĞI SONUCUNA ULAŞTI. 
Reuters haber ajansına konuşan Irak Başbakanlığına bağlı İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Masrur Asvad:  " Tazehurmatu’ya yapılan saldırıda şu anakadar  2'si çocuk, 3 kişi hayatını kaybetti. IŞİD tarafından kullanılan hardal gazının neden olduğu solunum yolu komplikasyonları ve akut böbrek yetmezliği nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Yaralıların sayısı ise 2 bin civarında. Bunlar azımsanacak rakamlar değil. Tazehurmatu'da insanlığa karşı bir soykırım işlendi" dedi. 
Bu hain saldırıda üçü çocuk, biri kadın olmak üzere, 4 Türkmen hayatını kaybetti, iki hamile Türkmen kadın bebeklerini düşürdü, 2114 yaralı var. Yaralananların yüzlerinde, ellerinde ve vücutlarında çok ciddi yanıklar meydana geldi. Kimyasal silah saldırısından etkilenerek durumu kritik olan yaralıların Türkiye’nin Başkenti Ankara Polatlı Devlet Hatanesinde tedavileri sürüyor. IŞİD terör örgütünden en büyük zararı Irak ve Suriye’deki Türkmenler gördü. 
IRAKTAKİ TÜRKMENLERİN VARLIĞI TEHDİT ALTINDA.
Iraktaki Türkmenlerin varlığı tehdit altında. Türkmen kasabası Tazehurmatu, sessiz sedasız, hiçbir yerden yardım almadan  IŞİD’in tehdidine karşı kahramanca direniyor ve bir destan yazıyor. Dünya Irak Türklerine karşı yapılan kimyasal silah saldırısı karşısında sessiz. Tek bir insan hakları örgütünün bu menfur saldırıyı kınadığını duymadık. Hani Avrupa Konseyi, hani Birleşmiş Milletler, hani Uluslar arası Af Örgütü, hani İnsan Hakları İzleme Örgütü? Kobani (Ayn el-Arap) için BM dahil kıyameti koparanlar, Türkmen kasabası Tazehurmatu için üç maymunu oynuyorlar. Türkmenler mağdur olunca hiç kimse umursamadı. 
Neden mi?
SAHİPSİZ TÜRKMENLER İNSAN SAYILMIYOR! 
Şimdi bu kimyasal saldırıyı tüm uluslararası platformlarda dile getirmek lazım. Türkmen kasabası Tazehurmatu’da o masumlar değil, aslında insanlık yandı.
NEDEN Mİ?... ÇÜNKÜ !...
Iraktaki Türkmenlerin varlığı tehdit altında. Türkmen kasabası Tazehurmatu, sessiz sedasız, hiçbir yerden yardım almadan  IŞİD’in tehdidine karşı kahramanca direniyor ve bir destan yazıyor. Dünya Irak Türklerine karşı yapılan kimyasal silah saldırısı karşısında sessiz. Tek bir insan hakları örgütünün bu menfur saldırıyı kınadığını duymadık. Hani Avrupa Konseyi, hani Birleşmiş Milletler, hani Uluslar arası Af Örgütü, hani İnsan Hakları İzleme Örgütü? Kobani (Ayn el-Arap) için BM dahil kıyameti koparanlar, Türkmen kasabası Tazehurmatu için üç maymunu oynuyorlar. Türkmenler mağdur olunca hiç kimse umursamadı. 

1 Nisan 2016 Cuma

IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI., Prof. Dr. İsa Kayacan & Dr. Şemsettin Küzeci

IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI
Prof. Dr. İsa Kayacan
Irak’la ilgili her gelişme, daha doğrusu bu ülkeyle, bu ülkede yaşayan Türkmenlerle ilgili her haber beni ilgilendiriyor.
Merkezi Ankara’da bulunan, Avrasya Yazarlar Birliğiyle, Milli Kütüphane Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği, “Irak’ta Türkmen Edebiyatı” konulu toplantı, 9 Şubat 2008 tarihinde Milli Kütüphane Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Ala-el Tayyar Mahshid Ghaznami, Prof. Dr. A. Biran Ervilasun K. Fahir Genç Lütfi Şehsuvaroğlu ve pek çok davetlinin katıldığı, Zeynep Köşker’in sunduğu toplantı, Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar ve Avrasya Yazarlar Birliği Başkan yardımcısı Ali Akbaş’ın konuşmalarıyla açıldı. Protokol konuşmaları çerçevesinde, Türkmeneli Vakfı Başkanı Fatih Türkcan, Irak Cumhurbaşkanlığı Divanı Müşteşarı Dr. Muzaffer Arslan, Irak’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi Abdullah Tütüncü birer konuşma yaptılar. Şükran belgeleriyle, plaketler verildi.
Kerkük’ten konuk olarak gelen Araştırmacı-Yazar Faruk Faik Köprülü, Ankara’dan Gazeteci-Yazar Şemsettin Küzeci, yine Ankara’dan Araştırmacı-Yazar Dr. Mustafa Ziya, Türkmen edebiyatıyla ilgili tesbitlerini, görüşlerini ortaya koydular. Şemsettin Küzeci “Irak’ta Türk Yayıncılığı” konulu konuşmasında, Irak’ta yayınlanan ilk gazeteden başlayarak dönemler itibariyle genel bir değerlendirme yaptı ve bilgisayar çıkışlı görüşlerini görüntülerle ortaya koydu.
ŞEMSETTİN KÜZECİ
O bir gazeteci-yazar, araştırmacı, eğitimci, TV program yapımcısı ve sunucusu. Medya iletişim alanındaki bilgi ve tecrübeleriyle göz dolduruyor, dikkat çekiyor. Türkmenlerin sorunlarıyla içiçe yaşayan, çözüm yollarının bulunması için gayret gösteren, sarfeden bir kalem erbabı.
IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI
Şemsettin Küzeci’nin anlatımına göre; Irak’ta ilk gazete 1869 yıllında Mithat Paşa’nın Bağdat’a Vali olarak atanmasıyla yayınlanmaya başlıyor. Bazı kaynaklar, Irak’ta ilk gazetenin Zevra değil, Jurnal Irak gazetesi olduğunu yazıyor. Ama bu yayınla ilgili fazla bilgi yok. Sonra, Musul’da ‘Nemce’ gazetesinden söz ediliyor.
15 Haziran 1869 tarihi, Osmanlı döneminde Irak Basın tarihinin başlangıcı. Aynı zamanda ‘Basın Bayramı’. Zerva gazetesi 48 yıl yayınlanıyor. Son sayısı 11 Mart 1917 tarihini taşıyor.
24 Şubat 1911 tarihinde Kerkük’te yayınlanan ‘Havadis’ Gazetesinin Basra vilayetinde yayını başlatılıyor. Osmanlı döneminde Basra’da toplam 12 ayrı gazete yayınlandığı görülüyor.
Sonra:
— Tezhip, Seda el, Yeni Feyz, Basratul Feyha, El Basriye gazeteleri. Osmanlı döneminde 1869–1917 yılları arasında Irak’ta 51 gazete, 11 derginin yayınlandığı görülüyor. Irak’ta ilk radyo 22 Mart 1932 tarihinde yayınına başlıyor.

28 Ocak 2016 Perşembe

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşad Salihi: "Kürtler, Kerkük’ü de hendeğe aldılar"

E. SALİHİ: Kürtler, Kerkük’ü de hendeğe aldılar!..
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşad Salihi, Kuzey Irak Özerk (!) Kürt Bölgesel Yönetimi’nin hendek kazarak, Kerkük vilâyetinde Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeleri IKBY bölgesinin içine dahil etme endişelerinin gerçekleştiğini söyledi. 
Hürriyet’e konuşan Salihi, “Kerkük’ü Irak’ın bütününden ayıran hendek kazma çalışması tamamlandı. Kazma işlemi yine Türkmenlerin yoğun olduğu Tuzhurmatu’yu da içine alacak şekilde Süleyman Beg bölgesine doğru devam ediyor” dedi. Salihi şunları söyledi:
‘KİMSEYE HABER VERMEDİLER’: 
“(IKBY Başkanı Mesut) Barzani yönetimiyle IŞİD’e karşı alınması gereken önlemleri her fırsatta konuştuk. Ancak bu görüşmelerimizin hiçbirinde hendek kazılması gündeme gelmedi. Irak’ın kuzeyinde yaşayan Türkmenlere, Araplara, Şiilere ve diğer hiçbir gruba haber vermeden hendek kazmaya başladıklarını gördük. IŞİD bahane edilerek hendek kazılan yerlere bakıldığında, bir Kürt bölgesi haritasının çizildiğini görüyoruz. Arapların, Şiilerin yoğun olduğu yerler dışarıda tutuluyor. Türkmenlere hiçbir şey sorulmadan, Türkmen nüfusun yoğun olduğu bazı bölgeler Kürt bölgesine dahil ediliyor, bazıları edilmiyor. Örneğin Şii Türkmenlerin yoğun olduğu Amirli’yi almıyorlar.
‘TÜRKMENLER HASSAS’: 
Kerkük, Türkmenler için son derece hassas bir kenttir. Kerkük’ün etrafında hilal şeklinde hendekler kazılarak işlem tamamlandı. Bize göre Kerkük’ü Kürt bölgesine katma işlemini hayata geçirdiler. Hendek kazma işlemi Kerkük’ten sonra yine Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Tuzhurmatu’yu da içine alacak şekilde Süleyman Beg bölgesine doğru devam ediyor.
‘IRAK BÖLÜNDÜ DİYEBİLİRİZ’: 
Irak hükümetine durumu bildirdik. Kimse bu krize yanıt vermiyor. Hendeklerle Türkmen bölgelerinin yüzde 80’e yakını Kürt bölgesine dahil edildi. Suriye sırındaki Rabia’dan başlayıp, İran sınırındaki Hanakin’e kadar gidecek bu hendeklerle Irak’ın artık sahada fiilen bölündüğünü söyleyebiliriz.” Bu iddialara ilişkin IKBY, IŞİD’le cephe hattını güçlendirdiklerini kabul ettiğini ancak siyasi amaç gütmediğini ileri sürmüştü.
PETROL ZENGİNİ
Kerkük, IŞİD’in Irak’ın kuzeyinde başlattığı harekât öncesinde merkezi Irak hükümetinin denetimindeydi. Ancak Irak ordusunun IŞİD saldırısı sonrası kuzeydeki kentlerden (Kürt peşmergelerinin baskısıyla) çekilmesinin ardından kent 12 Haziran 2014’te IKBY’nin askeri gücü Peşmerge’nin denetimine geçti. Şehri de IKBY’nin atadığı vali yönetiyor.
SALİHİ, ‘İBADİ TUTUMUNU  NETLEŞTİRMELİ’ DEMİŞTİ
ITC Başkanı Erşad Salihi, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin hendek konusundaki tutumunu netleştirmesini istemişti. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Salihi, konuyu Irak parlamentosunda gündeme getireceğini söyleyerek, “Bunu Irak’ın bölünmesinin başlangıcı olarak görüyoruz. Sahada yeniden çizilmiş jeopolitik bir haritaya gerçeklik kazandırıyor” uyarısında bulunmuştu. Erşad Salihi, “Biz bu hendek kazma hamlesini şüpheli buluyoruz” diyerek hendeklerin batıda Rabia’dan başlayıp İran sınırına yakın Hanakin’e kadar uzandığını söylemişti.
Uğur ERGAN